Bencil Olmak Nedir, Ne Değildir? | Miskin Adam
KAFA AÇANLAR

Benliği Korumak Bencillik Değildir!

“Bencil olmak” gerekiyor, demiyorum! Sadece, başkalarını sık sık bencillikle suçlayan insanların aslında kendi istek ve ihtiyaçlarına cevap alamadıkları anlarda bu eleştiriyi yaptıklarını gözlemliyorum. Bu kişi siz de olabilirsiniz; sizi yersiz bir şekilde bencillikle suçlayan kişi de olabilir.

Bu yazıda, “bencillik” olarak adlandırılan bazı durumların aslında bencillik olmadığını anlatmaya çalıştım. Bu içerik, bilimsel kaynaklara dayanan bir tür gözlem ve tespit yazısıdır.

Önce, bencil olmakla suçlanan fakat daha derin düşünüldüğünde aslında bencil olmayan bir insan örneğini masaya yatıralım. Sonra da gerçek bencil örneğini masaya yatırırız 😉

Haksız yere bencillikle suçlanmak:

En basit örneği, çiftlerden birinin, diğerine zaman ayırmak istemediği bir günde cereyan edebilir. Olaya düz mantık yaklaştığımızda, bize zaman ayırma konusunda her an hazır ve istekli olan birine karşı bizim de aynı özveride olmamız gerektiğini düşünebiliriz. Eğer bunu yapmazsak kendimizin bencil olduğunu düşünebilir veya bencillikle suçlanabiliriz. Fakat bu çok sığ bir yaklaşım olur. (Nedenini açıklayacağım)

Bir başka örnek, genellikle fedakar olmayı tercih etmiş insanlar tarafından bencillikle suçlandığımız durumları gösterebiliriz. Onlar sürekli kendinden ödün vermeyi tercih ettikleri için aynı düzeyde fedakar olmayan insanlara kolaylıkla “bencil” sıfatı takabilirler. İyi ama sürekli kendinden ödün vermek veya kişisel alanımız yokmuşçasına ödün vermek ne kadar sağlıklı? Bu sorunun yanıtını düşünmeden bir insanı bencillikle suçlamak da yine sığ bir bakış açısı olur.

Sürekli fedakarlık bekleyen insanların gerçek bencil tanımına daha uygun olduklarını iddia ediyorum. İlerleyen satırlarda bu kısmı da genişleteceğim.

  • Ben istiyorum ki kişisel alanı olan insan ile bencil insanı birbirinden ayıralım.
  • Aynı şekilde fedakarlık yapmak istemeyen insan ile bencil insanı da birbirinden ayıralım.
  • Sapla saman karışmasın. Sap olan da samanmış gibi davranmasın!

Derdimi anlatabilmem için önce “bencil“in sözlük tanımına, “fedakar“lığın sözlük tanımına ve “kişisel alan” tanımına ufak bir değinmem lazım.

Bencil Ne Demek?

Bencil olmak, kendi menfaatlerini başkalarının menfaatlerinden üstün tutmak ve bu doğrultuda davranış göstermektir.

Örnekler:

  • Araçların ana yoldan güvenli çıkış yapmalarını sağlayan cepler vardır. Bu ceplerde genellikle trafik lambaları vardır ve ana yoldan ayrılmak isteyen araçlar o lambanın dibinde tek sıra halinde kuyruk oluşturur. Arkadan gelen bir araç, hiç o kuyruğa girmez ve gelir lambanın dibine çaprazlar kendini. İşte o arabanın sürücüsü bencil insana en iyi örneklerden biridir.
  • Toplu taşıma araçlarında, hiçbir sağlık sorunu olmadığı halde küçüğünden yer vermesini bekleyen yaşça olgun insanların bu beklentileri iyi birer bencillik örneğidir.
  • Kendi isteğinin olması konusunda ısrarcı olan insan bencildir.
  • Elindeki çöpü, bir çöp kovası bulana dek tutmak yerine sokağa atan insan bencildir.
  • Hem bilgisayarı meşgul eden hem de TV’de onun seçtiği kanalın açık olmasını isteyen evin büyüğü bencildir.

Ne tanımda, ne de örnekler arasında “fedakar olmayan insan bencildir” ifadesi yok! Dikkat ederseniz bencillik, saygısızlıkla dirsek temasında olan bir tanımdır. Peki ya fedakar olmak veya olmamak nedir?

Fedakarlık Nedir?

Fedakar, bir amaç uğruna kendi çıkarlarından vazgeçen kişiye denir. Bu vazgeçişe fedakarlık diyebilmemiz için dayatma ile değil, gönüllü bir şekilde gerçekleşmiş olması gerekir.

Örnekler:

  • Karşı taraf kendisini mecbur tutmadığı halde otobüste birine yer vermek fedakarlıktır.
  • Karşı taraf kendisini mecbur tutmadığı halde bir varlığı bölüşmek fedakarlıktır.
  • Kendince daha iyi vakit geçireceğine inandığı bir ortamda bulunmak yerine, bir başkasının iyi vakit geçirmesini sağlamak için istenmeyen ortamda gönüllü olarak bulunmak fedakarlıktır.

Tanıma ve örneklere dikkat ederseniz fedakarlıkta gönüllü bir vazgeçiş söz konusudur. Zaten vazgeçişlerin gönüllü olduğu durumlarda fedakarlıktan bahsedilebilir. Öteki türlü “mecburiyet” veya “toplum baskısı” demek daha doğru olur.

Tam da bu nedenle, vaktinden veya varlığından gönüllü olarak vazgeçmeyen bir insana “sen bencilsin” diyemeyiz. Eğer bunu diyeceksek, bir insanı fedakar olmaya mecbur bırakıyoruz demektir. Dolayısıyla asıl bencilin kim olduğunu yeniden düşünmemiz gerekir.

Bazı insanlar kişisel alanını ve kişisel önceliklerini korumak ister. Bunlar oldukça sağlıklı istekler olmakla birlikte dereceleri kişiden kişiye değişiklik gösterir. Bilmemiz gereken, ruh sağlığımız açısından kişisel alanımızın varlığının, bir başkasının istekleriyle takas edilemeyecek kadar önemli olduğudur.

Hemen kişisel alanı da kısaca tanımlayalım:

Kişisel Alan Nedir?

Beden dili yönünden 45-120 cm’lik bir alanı ifade eder. Yani bize bu mesafede yakınlaşan insanlar kişisel alanımıza girmiş demektir. Duygusal yönden baktığımızda ise kendi hareket alanımızda özgür hissedebilmek için insanlarla –bu kim olursa olsun– aramıza koyduğumuz soyut mesafeyi temsil eder. Çünkü bir adım ötesi mahrem alandır ve bu alana yalnızca en yakınlarımızı almak isteriz. Bu alanlar ihlal edildiğinde istemsizce öfke ve anksiyete yaşarız.

O halde, kişisel alanımızda özgür olmayı istememizden daha doğal hiçbir şey olamaz. Bu alanda yalnızca kendi isteğimizle fedakarlık yapmamız beklenebilir.

Paylaşmaktan kaçındığımız;

  • Duygu,
  • Zaman dilimi,
  • Varlıklar

konusunda baskı altında hissedip bu baskıya boyun eğmenin adına fedakarlık diyemeceğimiz gibi; tam tersi duruma da “bencillik” diyemeyiz.

Sakının ve kişisel alanınızı koruyun

Amerika Birleşik Devletleri’nde Caltech Üniversitesinden nörologlar Ralph Adolph ve Daniel P. Kennedy, beynimizde kişisel alanımızın sınırlarının nerede olduğunu söyleyen bir yapı olduğunu keşfetmişlerdir. Bu yapı, korku ve hayatta kalma içgüdüsüyle ilişkilendirilen küçük bir bölge olan amigdaladır.

Bu keşif temel bir şeyi ortaya çıkarır. Beyin, her bireyin kişisel sınırlarını belirlemektedir. Bir kişi veya bir şeyin bizi rahatsız ettiğini söyleyen kişisel bir alarm gibidir. Bir şey refahımızı bozacak derecede özelimizi ihlal ettiğinde veya bütünlüğümüzü bozduğunda devreye girer. Bu sınırlar her insan için değişkenlik gösterir. Bazı insanlar en küçük uyarımda bunalır ve kolayca stres altına girer diğerlerinin ise çok daha fazla toleransı vardır.

Kaynak: aklinizikesfedin.com/stres-ve-kisisel-alan-insanlar-ozelinize-girdiginde/ 

İşte bazı insanlar bu alanı koruyamadıkları için aşırı fedakardır ve kendisi gibi olmayan insanlara “bencil” diyebiliyorlar.

Kim bu bazı insanlar?

Cevap veriyorum: Kendini feda etme şeması olanlar.

Ve hemen açıklıyorum:

Aşk Nedir?” başlıklı yazımda psikolojideki şemalardan biraz bahsetmiştim. Kısaca hatırlatmam gerekirse:

Şema, bir insanın genellikle geçmiş deneyimlerle oluşan yanıltıcı düşüncelerine denir. Şemalar gerçeği değil, çarpıtılmış gerçeği görmemize sebep olur.

Şema terapide tanımlanan 18 farklı şema (yanıltıcı düşünce) vardır. Bunlardan biri olan “kendini feda etme” şemasını inceleyelim.

Kendini feda etme şeması

Kendi memnuniyetini hiçe sayıp başkalarının memnuniyeti için aşırı çaba sarf etmeye sebep olan hatalı düşünme durumuna, kendini feda etme şeması denir. Kendini feda etme şeması olan insanların genellikle kişisel alanı yoktur çünkü yakınları tarafından bu alan özgürce ihlal edilebilmektedir.

Kendini feda etme şeması olan insanlar, şu tür kaygılarından dolayı aşırı feda edici olurlar:

  • Başkalarına sıkıntı verme kaygısı
  • Bencillikle suçlanma kaygısı
  • Bencil olduğu düşünülen kişiyle ilişkisini sürdürebilme kaygısı

Maddelerden anlaşıldığı üzere, fedakarlığıyla övünen insanların bolca kaygılarının olabileceğini de görebiliyoruz. Dahası, bu fedakarlıkların altında suçluluk duygusundan kaçınma ihtiyacı da görülüyor.

Kendini feda etme şeması olan insanlarda sıkça gözlemlenen davranış:

  • Kendi ihtiyaçları karşılanmadığı durumda, fedakarlık yapılan kişiye karşı öfke duyma.

Ve bu bahsettiklerim, benim görüşüm değil. Benim de hak verdiğim, psikoloji bilimine ait tanımlar bunlar.

Daha detaylı bilgi için kaynak: Psikonet – Şemalar?

Sanırım yavaş yavaş düğümler çözülüyor ve aslında “bencilsin” lafını diline pelesenk edenlerin iç yüzü yavaş yavaş ortaya çıkıyor.

Peki, kimler için bencil diyemeyiz?

“Hayır” demesini bilen her insana bencil diyemeyiz. Muhtemelen o insan, birey olmayı başarmış kişidir.

Bu yazıyı yazmadan önce bencilliğe kimler, nasıl örnekler vermiş diye biraz kurcaladım. Neler neler okudum:

Sevgilisi kendisine yeterince zaman ayırmadığı için onu bencillikle suçlayanından tutun da zor gününde arkadaşı onu dinlememiş diye arkadaşının bencil olduğuna kanaat getirenine kadar sayısız saçmalık…

Çok ısrar ettiği halde bir teklifi kabul ettiremediği için, karşısındakini bencillikle suçlayanından tutun da kişisel alanına saygı duyulmasını bekleyenin bencillikle suçlanmasına kadar; say say bitmez.

Aslında bunlara bencillik diyebilmemiz için karşımızdakinin kişisel alanına olan düşkünlüğünü, kendine vakit ayırma ihtiyacının miktarını iyi biliyor olmamız gerekir.

Mesela, vaktinden fedakarlık etmeyen bir insana bencil diyebilmemiz için, o kişinin sürekli bizim vaktimizi alıyor olması gerekir. Buradaki ince ayrıntı: Bizim harcadığımız vakti o mu talep ediyor yoksa biz mi veriyoruz? Acaba biz, birilerine yaranmanın yolunu fedakar olmaya mı bağlıyoruz? Acaba, sürekli fedakar olmadığımızda bencillikle suçlanma kaygısı mı taşıyoruz? Yani bizde “kendini feda etme şeması” gelişmiş olabilir mi? Bu yüzden yanılıyor olabilir miyiz?

 

ÖZETLE:

Sapla samanı birbirinden ayırmadan, kendi şemalarını başkalarına mâl eden insanlara ince bir tepki koymayı görev bildim ve bu yazıyı yazdım.

Şunu öneriyorum:

Bir insanın bencil olup olmadığına karar vermek için, o insanın toplum kurallarına ne kadar uyduğuna dikkat edin. Bu durum, tek başına belirleyici olmamakla birlikte çok da güçlü bir ipucudur.

Şuna dikkat çekiyorum:

Bir insanın, sizin için fedakarlık yapıp yapmaması bencillikle alakalı değildir ama bu durum, sizin bencil isteklerinizle alakalı olabilir.

  • Asıl bencil olan, kendi çıkarları için, karşısındaki insanın çıkarlarından vazgeçmesini bekleyen kişi değil midir?
  • Asıl bencillik, bir insana fedakar olması gerektiğini dayatmak değil midir?
  • Asıl bencil, karşısındaki insanı fedakarlığa zorlayıp istediğini alamayınca ona “bencil” diyen değil midir?

“Bazen anlatmaya üşeniyorum. Bu yüzden yazıyorum…”
-Miskin Adam

9 Yorum “Benliği Korumak Bencillik Değildir!

  1. Nur Reply

    Cok guzel tespitlerle harika bir anlatim yapmissiniz.artik takipcinizim.bu ucunun ayrimi malesef mevcut.hele de benim gibi yetisme tarzinda fedakarlik yapacaksin diye mecbur birakilan bir aile yapiniz olduysa ozel alanizi hic koruyamayip ezilen uzulen yorulan biten bikan olursunuz

    1. miskinadam Post author Reply

      Geri bildirim için teşekkür ederim. Ne yalan söyleyeyim, ben de düşüncelerimde onaylanma ihtiyacı duyuyorum. O nedenle iyi geldi yorumunuz. Bu durumu, etrafımdakilere pek anlatamadım. En büyük sebebi de insanların, başka insanlara yaranabilme kaygıları. Herkes için söylemiyorum ama bu fedakarlık işini kendine vazife edinenler bu şekilde düşünüyor: Sevilmek, değer görmek için fedakar olmalıyım. Yoksa bencil olduğum düşünülür…

  2. Ömer Reply

    Merhabalar.Yazınız harikaydı teşekkürler paylaştığınız için.Bir düşünürden duyduğum ve beni çok etkileyen “Başkalarında gördüğümüz kusurlar kendi kusurlarımızdır” sözüyle tamamen örtüşüyor.Tüm yazılarınızı okuyacağım

    1. miskinadam Post author Reply

      Ben de böyle yorumlar aldıkça daha istekli yazarım diye tahmin ediyorum. Geri bildirim için teşekkür ederim. Mutlu oldum.

  3. hatice Reply

    yine benim için yazılmış bir yazı yine kendimi ve etrafımdaki birkaç kişiyi daha net anlamama sebep olmuş güzel bir yazı bencilliğin tanımı tam da bu ama anlayabilen insan sayısı çok az…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Saydım, 2 dakika oldu 👌

Bu yazı ilgini çekmiş olmalı.
Sence de bir "beğen"i hak etmedi mi?