Kibir mi, Tevazu mu? | 3 Bira 1 Yanlışı Götürmedi - MiskinAdam
PSİKOLOJİK

Kibir mi, Tevazu mu? | 3 Bira 1 Yanlışı Götürmedi

Sahi, alkollüyken nasıl oluyor da aynı anda hem neşeli hem de öfkeli olabiliyoruz? Bu karmaşık ruh halini neye borçluyuz? 

Hayır hayır, bu bir kamu spotu değil. Herhangi bir inanca dayanan nasihat yazısı hiç değil! Bilmeyenler için çok kısacık bahsedeyim: Daha önce “3 Bira 1 Yanlışı Götürür” başlıklı yazı yazmıştım ve bugüne kadar en yüksek etkileşimi alan yazım oldu. Sebebini tahmin ediyorum: Sürekli çevresi tarafından yargılanmaktan bıkmış insanların bir nebze de olsa nefes almasını sağladı o yazım. Anlaşılmanın verdiği huzuru verdi okura; birazcık da olsa…

Fakat şimdi de diyorum ki: 3 Bira 1 Yanlışı GÖTÜRMEDİ. Ve buna rağmen, bu yazının da yine seni anlayan bir yazı olacağına inanıyorum sevgili okur. Yorumunu da çok merak ediyorum.

Gelelim konumuza. 3 bira 1 yanlışı neden götürmedi çünkü ilk yazımda da aslında şunu demek istemiştim: Çoğu kez alkol, bastırdığımız duygularımızın, içimize attıklarımızın, sustuklarımızın bir anda ağzımızdan dökülmesine ve bu şekilde gönlümüzün hafiflemesine sebep olabilir.

Fakat bu bize alkolün faydalı olduğunu göstermez. Yalnızca ortada bir problemin var olduğunu hatırlatır. Sahi, içinceye kadar neden susmuştuk? Neden hep içimize atmıştık? Yahut onca zaman susmuşken içince neden dökülmeye başladık?

İşte, alkolün varsa bir faydası en iyi ihtimalle budur: Alkol, duygusal bir problemin varlığını hatırlamamıza sebep olur/olabilir. Daha faydalısı ise bu problemi alkol içmeden önce görebilmektir. Evet evet, ilk yazımda da tam olarak bunu demiştim; belki doğru ifade edemeyerek. Dolayısıyla ne ilk yazım ne de bu yazım, alkol içmeye özendirici bir yazı değildir. Aksine, duygularımızla yüzleşmek için alkol içmeyi beklememek gerektiğini hatırlatan bir yazıdır.

Şimdi sıkı dur sevgili okur. Konunun can alıcı yerine geldiğimizi düşünüyorum:

bira-kibir-tevazu

Daha sağlıklı iletişim kurabilmemiz ve anlaşabilmemiz için, alkol içmeden yazdığım tüm yazılarımda olduğu gibi, yine kendimi masaya yatırarak anlatacağım. Ne seni ne de kastedilenin kimler olduğunu bilemediğimiz “insanları” örnek göstermeyeceğim. Örnek bizzat benim. Şu an yayında olmayan (sildiğim), bundan önceki iki adet yazımı, alkol içerken yazmıştım. Bu bilgi sana şaşırtıcı gelebilir ama normalde ben yazılarımı tamamen ayıkken yazarım. Peki, alkollüyken yazdığım o iki yazıyı neden sildim?

Çünkü o yazıları ertesi gün okuduğumda, kullandığım dilin bana ait olmadığını fark ettim. Öylesine öfke kusmuşum ve çevremi öyle acımasızca eleştirmişim ki kalem değil kılıç kullanmışım adeta. Dolayısıyla bu yazının başlığında dediğim gibi, 3 Bira 1 Yanlışı GÖTÜRMEDİ. Buna karşılık bu yazımda ve ilk yazımda dediğim gibi, alkol bir problemin varlığını görmeme, hatırlamama sebep oldu.

Peki problem neydi?

Problem: En yakınımdaki insanların beni dilediğince eleştirmesine, hatta hakarete varır boyutta eleştirmesine izin vermiş olmamdı. Sen de yaşamışsındır sevgili okur:  Dostlarının veya çevrenin sana karşı yaptığı eleştirileri faydalı birer geri bildirim olarak görmüşsündür. Taa ki sabrın taşana kadar!

İşte buradan sonrası kalem ile kılıç arasında, hem estetik hem de can yakıcı satırlara dönüşebilir; derdim can yakmak olmasa da. Tüm derdim okuru anlamak ve anlaşılmak. Çünkü bunun iyileştirici etkisine inanıyorum. Ben şunu anladım naçizane: Kibirli yönümü törpülemeye çalışırken aşırı tevazu göstermiş, dolayısıyla bırakın kibrimi törpülemeyi, sadece şeklini değiştirmişim. Çünkü aşırı tevazu da kibirden gelirmiş. Birincisi bunu fark etmiş oldum ve şimdi kibirle tevazu arasındaki o hassas dengeyi daha iyi yakalayabileceğime inanıyorum. İkincisi ise şunu fark etmiş oldum: 

Bizler, çevremizdeki insanlardan geri bildirim toplamaya kalktığımızda, ezkaza kantarın topuzunu kaçırıp her türlü eleştiriye eyvallah dediğimizde, yalnızca karşımızdaki insanın egolarını tatmin etmiş oluyoruz. Her ne kadar iyi niyetli olsalar bile! İyi niyetlerinden asla şüphem yok; tıpkı ülkemizdeki şuursuz seçmenlerin iyi niyetinden şüphem olmadığı gibi. Fakat burada bir şuursuzluk söz konusu. Kesinlikle! 

Gördüm ki eleştiriye açık olan taraf ben oldukça karşımdakiler kendi eksik yönlerini bile benim üzerimden eleştirmeye başladılar. Gördüm ki, ben kendimi kibirli sanarken dostlarımdan biri bana “çevrende aklı başında tek insan benim” diyebildi. Üstelik ben narsist yönümü yine onun eleştirisiyle kabullenmiş ve törpüleme gayretine girişmiştim. Şimdi düşünüyorum da “çevrende aklı başında tek insan benim” diyebilen birinden daha mı narsisttim?

Aynı dostum bana “sen sevmeyi bilmiyorsun” da demişti ve inanır mısınız; bunu da kabul etmiştim. Peki, bunu biraz düşüneyim ve düzeltmeye çalışayım, demiştim. Öte yandan ne oldu biliyor musun sevgili okur? Psikiyatrım bu yorumlara asla katılmadı. Daha ilginci ne biliyor musun? Sevgili dostum, psikiyatrımı hiçbir zaman beğenmedi, yeterli donanıma sahip görmedi.

Dahası, az önce örnek verdiğim cümlesinden anlayacağın üzere benim çevremde olan ve bana ait olan hiçbir şeyi yeterli görmedi. Sadece onun tanıdığı akademisyenler donanımlıydı. Sadece onun tanıdığı doktorlar iyiydi. Sadece onun tanıdığı insanlar yeterliydi.

Şimdi düşünüyorum da ben kimin bana “kibirli veya narsist veya sevmeyi bilmeyen” demesine müsaade ettim? Bu arkadaşım sadece bir örnek. En son örnek olduğu için, bardağı taşıran örneklerden biri olduğu için ve çevremde benzer davranışlara sahip bir çok insanı fark etmemi sağladığı için bu örneği paylaştım. Keza yaşadığım aydınlanmanın, tek bir kişinin davranışlarını temel almadığını vurgulamak istiyorum. Bu ayrıntının okur kişi için de önemli olduğuna inanıyorum.

Dolayısıyla sevgili okur; sen de sürekli eleştirilen taraftaysan, umarım dostlarına/dostuna bir iyilik yapıp gördüğü rüyadan uyanmasını sağlayabilirsin. Tıpkı benim şu an yapmaya çalıştığım gibi. Tıpkı onun da bana yaptığı gibi: Her şeyi benim iyiliğim için yaptığını söyledi ve buna en içten şekilde inanıyorum. Umarım o da benim bu eleştirileri onun iyiliği adına yaptığıma en içten şekilde inanır.   

Dolayısıyla sevgili okur; sen de sürekli eleştirilen taraftaysan, umarım 3 bira 1 yanlışa daha dönüşmeden, iyi niyetin öfkeyle son bulmadan çevreni (eşini, dostunu) gerçeklerle yüzleştirirsin. Umarım, sevgili okur; benim gibi öfke patlaması yaşamaz, kırıp dökmez, haklıyken haksız duruma düşmezsin. Kabul, ben yanlış davrandım ve bu hikayedeki tek hatalı olan benim. Umarım senin hikayen böyle bitmez.

Ve sevgili okur; daha önce yaşandığı için uyarma gereği duyuyorum: Tüm bunları edindiğim farkındalığı paylaşmak için yazıyorum. Benzer durumlarla karşılaşan okurları sorgulamaya davet etmek için yazıyorum. Eşimi, dostumu veya eski dostlarımı yuhlayıp eleştirmeniz için yazmıyorum ve buna müsaade edemem. Şayet yorum yapmak isterseniz kendi çevreniz ve kendi gerçekleriniz üzerinden yorum yapmanızı ister gönlüm. Sevgiler…

Anlatmaya Üşendiklerimi Yazıyorum
                                      MiskinAdam


Yeni yazılarımı Instagram'da duyuruyorum. Takip et, iletişimde kalalım ✔️

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yeni yorumları e-posta aracılığıyla bana bildir. Ayrıca yorum yapmadan da abone olabilirsiniz.

Bu yazı ilgini çekti mi?

Yeni yazılarımı Instagram‘da duyuruyorum. Takip et, iletişimde kalalım ✔️