Pozitif Ayrımcılık, Ayrımcılıktır | Pozitifi, Negatifi Yok! | MiskinAdam
KAFA AÇANLARYeni Yazı!

Pozitif Ayrımcılık, Ayrımcılıktır | Pozitifi, Negatifi Yok!

Efendim; birçok yazımda, karikatürümde, şarkı sözlerimde, toplumun sinir uçlarına dokunduğumdan olsa gerek, eleştiri oklarının hedefi oluyorum. Kimse bu yükü hafife almasın isterim. Keza, Aziz Nesin‘i yakmak isteyen bir toplumda bunları yazmak, psikolojik açıdan hiç de kolay değildir. Birileri gibi, sekiz yüz tane korumanın arkasından “biz bu yola baş koyduk” demiyorum! Aksine, Atatürk’ün ilkelerine ve kurduğu ülkenin kanunlarına saygı duyan bir birey olarak seslenmeye çalışıyorum; sesimi duyurabildiğime…

pozitif ayrımcılık

Ayrımcılığın Pozitifi-Negatifi Olmaz!

Bunu neden ısrarla vurguluyorum?

Sebebi şu:

  • Evet, ataerkil toplumlarda kadın hakları ayaklar altına alındı.
  • Evet, kadının şahitliği bile yarım şahitlik sayıldı.
  • Evet, kadına şiddeti engelleme konusunda kanunlar yeterli olmadı.
  • Evet, kadın hep toplum tarafından yargılandı ve birey olma becerisinden planlı bir şekilde mahrum edilmeye çalışıldı.

Bunların hepsinin farkındayım ve tam da bu rezil senaryoyla savaşıyorum. Başta annem, ablam, eşim, dostum olmak üzere, dokunabildiğim her kadına dokunmaya çalışıyorum; onların bana ihtiyacı olmadığına inansam da!

Yine de tartışmak, tabuları yıkmak adına, cinsiyetimden bağımsız bir şekilde tüm kadınlarla konu üzerine tartışmayı gerekli buluyorum. Bu yüzden dokunma çabam var. Hatta bu konudaki hassasiyetimi şöyle ifade etmek isterim: İnanıyorum ki ben, birçok kadından daha fazla kadın hakları savunucusuyum. Bu ifademi, beni yakinen tanıyan herkes onaylayacaktır.

Buna inandığımdandır, hiçbir kadının arkasında değilim; yanındayım. Çünkü kadınları aciz bir canlı olarak görmüyor ve arkalarında olma gereği hissetmiyorum. O yüzden yanlarında olmayı tercih ediyorum. Tıpkı bir erkeğin ya da 3. cinsiyete sahip bir arkadaşımın yanında olur gibi. Hatta bu paragrafı yazmaktan bile utanç duyuyorum ama maalesef gaz ve toz bulutu şeklinde anlatma gereği hissediyorum.

Konu, pozitif ayrımcılıktan açılmışken dağıtmadan bahsedeyim: Ne demek pozitif ayrımcılık?

Benim anladığım şu demek: Bir tarafın kayrıldığı adalet sistemi.

Bu, aynı zamanda bir tarafın kayırılmaya ihtiyacı olduğu anlamına gelir ki, düpedüz mantık hatasıdır. Devlet eliyle kadına “sen kayrılmaya muhtaçsın” mesajı verip ardından “sen erkekle eşitsin” demek ne büyük bir çelişkidir. Bunun yerine, erkek-kadın demeden, şiddete veya diğer tüm hak istismarına karşılık, her bir insana aynı yaptırımların uygulanması gerekmez mi?

Örnek: Nafaka Konusu

Evet, yine birilerinin sinir uçlarına dokunacağımın farkında olarak yazıyorum bu satırları. Evet biliyorum; bazı kadınlar, kocaları tarafından iş hayatından mahrum ediliyor ve kariyer yapmaları engelleniyor. Hal böyle olunca ayrılık sonrası kadınlar, işsiz ve çaresiz kalabiliyorlar. Bu yüzden kadınların hakları, kanunlar tarafından koruma altına alınıyor. Ben bu durumu, iyi niyetle yapılmış aptallık olarak görüyorum.

Neden?

Bu kanun, kadına açıkça şunu söyler: Sen kocanın sözünden çıkma. Boşanırsanız da devlet olarak ben seni koruyorum!

Ne münasebet efendim! Erkeğin devlet korumasına veya kadın nafakasına ihtiyacı yoksa kadının neden olsun? Devlet olarak, cinsiyetçi yaklaşımı bir kenara bırakıp toplumun eğitim seviyesini yükseltmek varken, kadına sus payı tadında haklar tanımak, bizzat devlet eliyle kadına yapılmış bir haksızlık değil midir?

Hadi, bir erkek olarak yazayım şimdi:

Devlet benim güvenliğimi sağlayabilse daha neler yazarım biliyor musunuz? Ölmekten korkmuyorum ama sağken topluma daha faydalı olacağımı bildiğim için kontrollü ifade etmeye çalışıyorum duygularımı. Yoksa şunu yazmak isterdim: Bu toplumun iki büyük problemi var. Biri dinsel, diğeri ise cinsel! 

Fakat yazamıyorum. Çünkü Aziz Nesin kadar şanslı olmayabilir, dostları gibi suikaste kurban gidebilirim. Bu durum beni kahraman yapar ama bunun ne bana ne de topluma bir faydası olmaz.

Bundan 5 yıl önce, Bilge Adam adında bir kurumun çalışanı olarak, kurum tarafından mağdur edildim. Başkaları da mağdur olmasın diye kamusal sorumluluk hissedip başımdan geçenleri yazdığımda ise ceza mahkemesi tarafından cezalandırıldım. Yazdığım yazıdan bireysel hiçbir kazancım olmamasına rağmen, kamuyu bilgilendirmem bir suç olarak değerlendirildi. Anlayacağınız, güvendiği adalet sistemi tarafından mağdur edilmiş (mağdur edildiğine inanmış) biriyim. Bu duruma  karşılık, aşağıda yazacaklarımı dikkatle okumanızı rica ediyorum.

Burası Muz Cumhuriyeti Değil!

Ne dedim? Güvendiği adalet sistemi tarafından mağdur edildiğine inanan biri olarak halen daha bu sloganı savunuyorum: Burası muz cumhuriyeti değil.

Bunun anlamı şu:

Bireysel mağduriyetlerimizi, hukuksal yöntemlerle çözmemiz gerektiğini savunuyorum. Evet, benim de peşimden gelecek dostlarım ve kaba kuvvetle problemi çözecek gücüm olmasına karşılık şiddeti seçmediysem,  tamamen kendime ve kanuna saygımdandır! Ben, kendi adaletimi kendim sağlamak isteseydim şiddeti seçebilirdim ama onun yerine yazı yazmayı tercih ettim.

Ve cezalandırıldım.

Ve ülkemin kanunlarına, adaletine ve hukuk sistemine saygımdan dolayı, suç unsuru olarak değerlendirilen ama benim asla suç işleme niyetiyle yazmadığım, kamuyu bilgilendirmek üzere yazdığım yazımı sildim.

Bu düşüncede biri olarak, son zamanlarda yaptığım sosyal medya paylaşımına, anlamsız tepkiler almam beni üzdü.

Olay şu:

Bir erkek, kadın sevgilisini darp ediyor. Olaya tanık olan başka bir erkek ise müdahale etmek isterken cinayet işliyor. Cinayet silahı bir bıçak ve öldürülen kişinin kalbine saplanmış bir bıçak… İyi niyetiyle olaya müdahil olan fakat sonrasında cinayete karışan arkadaş, 12 küsür yıl hapis cezasına çarptırılıyor. Bu cezayı gereksiz bulanlar ise sosyal medyada kadın hakları savunucusuymuş gibi prim yapıyorlar!

İşte, tam olarak bu durumu eleştirdim ve tahmin ettiğim şekilde topa tutuldum. Yine anlatmaya üşendiklerimi yazmaya karar verdiğimden, bu yazıyı yazmış oldum.

Öldürücü silah taşıyan veya öfkesini kontrol edemeyip öldürücü silahı bir başkasının göğsüne saplamaktan çekinmeyen birini kahramanlaştırmak, hukuk devletinde yaşayan insanların ayıbıdır! Ben buna inanıyorum. Öte yandan, kadına şiddet uygulayan birinin 12 değil; 32 yıl hapis cezası almaması da ayrı bir ayıptır. Fakat bir tarafın eksik ceza alması, diğer tarafı kendi adaletini uygulama konusunda haklı kılmaz. Öyle olsa ben de Bilge Adam isimli firmanın yönetim kurulundaki arkadaşları darp etme hakkını kendimde görürdüm değil mi? Gördüğünüz gibi bazen cinsiyetinizden bağımsız olarak sistem mağdur olabilirsiniz. Bu noktada yapılması gereken, kendi adaletini yaratmak değil; mevcut sistemin iyileştirilmesi için çaba sarf etmektir. Ben de tam olarak bunu yapmaya çalışıyorum. Umarım bu da bir düşünce suçu değildir.

Kabul, ülkeyi muz cumhuriyetine çevirme konusunda itinayla çalışan sözde liderler var ama bu durumu kabullenmek, başta Atatürk’ün emeklerine, sonrasında kendimize yaptığımız bir haksızlık olur. Burası, Atatürk’ün kurduğu bir hukuk devletidir ve muz cumhuriyeti değildir. Böyle bir yakıştırmayı kabullenip normalleştiremeyiz. Aynı şekilde böyle bir yakıştırmayı normalleştirip kendi adaletimizi yaratamayız!

Konuyu kadın-erkek ayrımıyla tartışmak bile büyük bir ayıptır! Hepimiz, cinsiyetimizden bağımsız olarak birer bireyiz ve devlet hepimize eşit mesafede durmadığı sürece eşit olamayız.

Ayrımın pozitifi-negatifi olmaz. Ayrım, ayrımcılıktır!

Naçizane…

Anlatmaya Üşendiklerimi Yazıyorum
Miskinadam


Yeni yazılarımı Instagram'da duyuruyorum. Takip et, iletişimde kalalım ✔️

3 Yorum “Pozitif Ayrımcılık, Ayrımcılıktır | Pozitifi, Negatifi Yok!

  1. neva Reply

    ”Ayrımın pozitifi-negatifi olmaz. Ayrım, ayrımcılıktır!” Nasıl da doğru bir cümle . Bu cümle ile herşeyi anlatmak mümkün

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yeni yorumları e-posta aracılığıyla bana bildir. Ayrıca yorum yapmadan da abone olabilirsiniz.

Bu yazı ilgini çekti mi?

Yeni yazılarımı Instagram‘da duyuruyorum. Takip et, iletişimde kalalım ✔️