Kör Necati'nin Başarı Öyküsü | Tükiye'yi Ekonomik Krizden Kurtardı!
KAFA AÇANLAR

Türkiye’yi Ekonomik Krizden Kurtaran Kör Necati’nin Başarı Öyküsü

Sene 2053 – İlginçtir ama bu başarı öyküsü, Kör Necati’nin sıfır araba alma isteğiyle başlıyor. İnanabiliyor musunuz? Eğer Kör Necati, sıfır KM bir araç sahibi olmak istemeseydi, Türkiye halen daha ekonomik krizle boğuşuyor olabilirdi. Sizi derinden sarsacak, kah ekonomi bilginizi artıracak, kah ders verecek bu kısa öyküyü mutlaka okumalısınız.

Her Şeyin Başı Kör Necati. Türkiye’nin Ekonomik Krizden Kurtulma Öyküsü

“Kör” lakaplı Necati Bey’in kim olduğunu bilmeyenler için kısaca bahsedeyim:

Kör Necati-Başarı Öyküsü

Aldığı öğrenim kredisinin de yardımıyla birinci üniversitesini okuyup öğretmenlik diplomasını alan Necati bey; öğrenim kredisi borcunu öderken de ikinci üniversitesini bitiren bir Türk genciydi.

Esasen, Necati Bey’in iki üniversiteden mezun olmasını, azmiyle bağdaştırmak, bu başarı öyküsü için mükemmel bir detay olurdu ancak dürüst biri olarak kendisi, başarı öyküsünü tüm çıplaklığıyla anlattı. Durum, sandığımızdan biraz farklı.

İşte, Necati Bey’in Ağzından; Türkiye’yi Ekonomik Krizden Kurtaran Başarı Öyküsü

Merhaba. Ben, Necati Sönmez. Size hızlıca, hayret verici öykümü anlatayım:

Öğretmen olarak atanmayı beklediğim  7 yıllık süreçte kendimi çok çaresiz hissetmiştim. Tam o sıralar, hizliadam.com adresli blog sayfasında bir yazı okudum. Yazıda “çaresizlik en büyük güçtür” yazıyordu. Doğru, gerçekten çaresiz kalan insan, hayatta kalma becerilerini bir şekilde geliştiriyor. Çünkü doğa, bu durumdaki insana ikinci bir şık sunmuyor.

Yanlış tercihler, hayatın sonu değildir. Belli ki öğretmen olmayı seçerek yanlış bir tercih yapmıştım. Kendimi toparladım ve çaresizliğin verdiği güçle tekrar üniversite sınavlarına hazırlandım.

Başardım!

Akdeniz Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği bölümünü kazandım. Lise öğrencilerine özel ders vererek elde ettiğim gelirle hem devlete olan kredi borcumu ödüyor hem de okul harçlığımı çıkarıyordum.

Mezun olduktan sonra, hiç iş deneyimim olmadığı için yaklaşık 5 sene bıkmadan, usanmadan her firmanın kapısını tıkladım, her yere CV bıraktım.

Bilin bakalım ne oldu?

Meğer diplomama güvenip yüksek maaş beklentisine girmiş olmam, tüm iş fırsatlarını elimin tersiyle itmemle aynı anlama geliyormuş. Bunu fark ettiğim anda bulduğum ilk işe asgari ücretle başladım.

Her ne kadar mühendis olsam da yaptığım iş mühendislik gerektirmiyordu. Çalıştığım kurum, bir elektronik eşya üretim firmasıydı. Benim görevim de firmanın ürünlerini, çat kapı pazarlama modeliyle satmaktı. İyi ki de öyleydi çünkü her ay maaşımın altıda biri kadar da prim kazanmamı sağlıyordu.

Bu firmada birinci yılımı doldurup %3 oranında ilk maaş zammımı aldığımda özgüvenim katbekat arttı.

Sonra düşündüm:

Neden halen daha toplu taşıma araçlarında, istiflenmiş balık gibi seyahat etmek zorundaydım? Gerçekçi olalım. Sonuçta ben, iki üniversite bitirmiş bir mühendisim. Yani, bu ülkede ben de araba sahibi olamayacaksam daha kim olacak yahu?

Dedim ve kendime verdiğim o gazla birlikte derhal araba fiyatlarını araştırmaya başladım.

Şöyle motoru 2000 cc üzeri olan, köyüme gitmeye elverişli, kasası biraz ağır olan, kısacası kendimi güvende hissettirecek bir otomobil istiyordum. Tam aradığım kriterlerde bulamasam da Ütopya’dan ithal, Bacia Landero marka otomobil, Türkiye’de alabileceğim en ucuz araçtı ve bayiye geliş fiyatı ortalama 80.000 TL civarındaydı.

Eh madem başka seçeneğim yok, Bacia Landero alacaktım.

Fakat 80.000 TL, Bacia Landero’nun bayiye geliş fiyatıydı. Bunun üzerine bayinin kar payı + KDV + ÖTV eklenecekti. Bayiye gittim.

Şöyle bir hesap çıkardılar:

  • Aracın bayi satış fiyatı: 100.000 TL
  • MTV: 7.505 TL
  • KDV: 46.807 TL
  • ÖTV: 160.000 TL
  • Toplam: 314.312 TL

Açıkçası hayatım boyunca 314 bin TL parayı bir arada gördüğüm bir an bile hatırlamıyordum. Neyse ki bankalar var. Emekçi ve emekli babamın da kefil olması sayesinde 36 ay vadeli araç kredisi çektim. Bu 36 ayın sonunda, bankaya toplam 430.000 TL ödemiş olacağım.

Olsun; ilk arabamı almıştım. İşte dananın kuyruğu tam da o zaman koptu!

Bu Başarı Öyküsünde Kurtuluş Ertuğrul İlk Kez Sahneye Çıktı

Bir gün, liseden arkadaşlarımla bir araya geleceğim bir kıraathane etkinliğine katıldım. Hoş ben, kahve oyunlarını sevmem ama maksat muhabbetti.

Bir yandan okey oynuyor, bir yandan da yıllardır neler yaptığımızı paylaşıyorduk. Yıllar bizi o kadar değiştirmiş ki, her birimiz farklı ideolojileri, farklı hayat görüşlerini benimsemişiz.

En doğru yolu ise Kurtuluş Ertuğrul arkadaşımız tutmuş sanırım. Öyle ki, Türkiye’yi ekonomik krizden kurtaran bu hikayenin baş kahramanı olması tesadüf değil. Daha ilginci, aramızdaki en eğitimsiz adamın da bu lise terk Kurtuluş olmasıydı. Düşündükçe, kendimi diplomalı eşek gibi hissetmiyor değilim.

Velhasıl-ı kelam:

Araba aldığımı duyan gomonist Efe, “yahu büyük cesaret” deyince bir tartışma koptu. Laf lafı açtı, ülkemizin refah seviyesinden girip eğitim düzeyinden çıktığımız, hararetli bir gece oldu.

Efe, iktisat mezunu bir arkadaşımız. 80 bin TL maliyeti olan bir aracın, son kullanıcıya 430 bin TL’ye mal olmasını hazmedemiyor, eleştirdikçe eleştiriyordu.

Efe eleştirdikçe bizim türkü ocağı reisi Kurtuluş’un boynundaki damarlar belirginleşiyor, sinirden saçları kabarıyordu. Hatta o kadar öfkelendi ki sakinleşmesi için bira söyledik kendisine. Gerçi alkol, savunduğu davaya tersti ama hangimiz dört dörtlüğüz ki?

Kurtuluş birasını içerken, alkollü ortamlarda bulunmayı sevmeyen Ferat, masadan kalktı ve “ben yatsıyı kılana kadar lütfen biranı bitir” diyerek masadan uzaklaştı.

Ferat, ilginç bir arkadaşımızdır.

Hep böyle işleri ters gider ama bir şekilde dört ayağının üzerine düşmeyi de başarır. Onun talihsizliği doğduğu anda başlamış. Nüfus memuru, ismindeki bir harfi eksik yazınca, Ferhat olması gereken isim Ferat olarak kalmış.

Olaya bakar mısınız?

Dedim ya ne kadar talihsiz olsa da bir o kadar da ballıydı bu Ferat. Yıllar geçip büyüdüğünde, becerip de adını kütüğe yazamayan o nüfus memurunun kızıyla evlenmişti.

Elbette buradaki şans, bir kadınla evlenmiş olması değildi.

Zamanın okur yazar nüfus memuru, bugünün lider bir politikacısıydı. Yani, hatundan yana değil de cici babadan yana şanslıydı bu Ferat. Yine de fazla gergin görmüştüm onu. Belki, Temel reisin gençlik kolları başkanlığı gibi ağır bir sorumluluğun altında eziliyordu; bilemem.

Ferat namazını kılarken fırsattan istifade Kurtuluş da bir iyi demlenmişti.

Ama ne kafa yani. Anlatamam size.

Ferat döndüğünde biz vedalaşıp ayrıldık.

Bunlar tartışmaya doyamamış, biz gittikten sonra devam eden sohbetlerinde ekonomik problemleri kabullenmiş ve sabahlara kadar ülkeyi kurtaracak fikirlere yoğunlaşmışlar.

Can alıcı çözüm ise türkü ocağı reisi, Kurtuluş Ertuğrul’dan gelmiş!

O gecenin sabahı hemen ocaktaki gençleri toplantıya çağırmış. Bu gençler, olası bir kavga anında kendilerini güvende hissetmek için ocağa kayıt olmuş ergenlerden oluşsa da onlara vatan-millet dedin mi her birinin içinden birer aslan çıkıverirmiş. Öyle böyle değil yani.

Ve o kritik eylemi başlatmışlar:

türkü ocağı reisi kurtuluş ertuğrul

Babasının Bacia marka arabası olan her ocak üyesi, henüz babalar uykudan uyanmadan arabaların anahtarlarını çalarak türkü ocağının kapısına çekmişler.

En iyi kameraya sahip cep telefonu, amerikan malı Myphone 8X, cici babadan şanslı Ferat’ta olduğu için çekim işini ona vermişler.

Ellerinde birer balyoz olan türkücüler, reislerinin her bir tekbirinde, gözlerini bile kırpmadan, Bacia marka otomobillere birer balyoz darbesi indirmeye başlamış. Arabaları darmaduman ettikten sonra videoyu sosyal medyaya atıp Ütopya başbakanını etiketledikleri anda bütün dünya, tarihin en yaratıcı bu eylemini konuşur olmuş.

Bu eşsiz eylem, öylesine başarılı olmuş ki, değil ülkenin; dünyanın dört bir yanında, bütün Bacia marka otomobiller balyozlarla dövülerek cezalandırılmış.

Sonra ne mi olmuş?

Artık otomobil ihraç edemez hale gelen Ütopya, Türkiye’den özür dilemekle kalmamış, dış politikasını yeniden şekillendirebilmek için birçok imtiyazda bulunmak zorunda kalmış. Bu kadar imtiyazdan sonra, Türk lirası karşısında 10 kat değer kaybı yaşayan Ütopya para birimi, Türkiye’nin ithalat imkanlarını artırmakla kalmamış, Ütopya dolarıyla borçlanan bütün işletmelerin yeniden ayağa kalkmasını sağlamış.

Bakın neler olmuş:

  • Ülkede istihdam artmış.
  • Üretim artmış.
  • Enflasyon tek haneli rakamlara düşmüş.
  • Faizler geri çekilmiş.
  • Halk, bolluk ve sefahat içerisinde yaşamaya başlamış.

Bu resmen bir başarı öyküsüymüş.

Diyeceksiniz ki, “Necati Bey, tüm bunlar olurken siz farklı bir gezegende mi yaşıyordunuz? Neden o geceden sonrasını mışlı muşlu anlatıyorsunuz?”

Çünkü: 

Ben, o kadar körmüşüm ki, o geceden sonra olan biten hiçbir şeyi görememişim.

Ben, o kadar körmüşüm ki, iki üniversite bitirip ülkeye bir gram fayda sağlayamadığım bir yana dursun, bizim lise terk Kurtuluş’un bu engin vizyonunu yıllarca görememişim.

Ben, o kadar körüm ki, Ferat’ın müjdelediği aşağıdaki gelişmeleri halen daha göremiyorum:

  • Ülkede istihdam artmış.
  • Üretim artmış.
  • Enflasyon tek haneli rakamlara düşmüş.
  • Faizler geri çekilmiş.
  • Halk, bolluk ve sefahat içerisinde yaşamaya başlamış.

Bu kadar kör bir adamın bilirkişi gibi konuşmasını uygun bulmadığımdan, hikayenin belli bir yerden sonrasını mışlı muşlu anlattım.

Şimdi kafamda hunim, Simge’nin o anlamlı şarkı sözleri ile kahvemi yudumluyorum. Miş miş miş de muş muş muş…

Ve diyeceksiniz ki, “Necati Bey, bu başarı öyküsü sizin değil; Kurtuluş Ertuğrul’un öyküsü olmalı. Nereden sizin başarınız oluyormuş?”

Çünkü:

Bu ülkede başarı, eyleme geçenin değil; söyleme geçenindir. Bu öyküyü ben destanlaştırdım. Hatta 6. boğaz köprüsünün ismi “Kör Necati” olabilirmiş. Naber 😉

Bilgi: Bu başarı öyküsü veya masalda geçen kişi ve kurumlar tamamen hayal ürünüdür.

10 Yorum “Türkiye’yi Ekonomik Krizden Kurtaran Kör Necati’nin Başarı Öyküsü

  1. Çağrı Mustafa Alkan Reply

    Necati’yi tanıyorum. Vasıf olarak Necati şeklinde arkadaşlarım var. Kurtuluş Ertuğrul en sevdiğim karakter ama Ferat’ı sevmiyorum, bana Cennet Mahallesi’ni hatırlatıyor.

    Bu konuya benzer biçimde Erdal Demirkıran’ın bununla ilgili birçok kitabı var, koyun oyalama yöntemlerini anlatıyor.

    1. miskinadam Post author Reply

      Kurtuluş Ertuğrul, bundan 1000 sene önce yaşasa muhtemelen vatanına en faydalı karakter olurdu ancak 1000 yıldır güncelleme almıyor. Yine de bazı coğrafyalarda iyi prim yapıyor.

  2. Kaan Karadeniz Reply

    Necati’den bir diploma eksiğim var. Gerçi başladım ama bitiremedim. Hatta bir yüksek lisans ve lisans yarım kaldı desem daha doğru. Ferat’ı sevemedim, nüfus memurunun adını yanlış yazması düzeltilebilir bir şey sanki…

    Aziz Nesin’den Zübük’ü öneririm. Kitap gibi kitaptır. Bugünü, dünü, her günü anlatır.

    1. miskinadam Post author Reply

      Zübük’ü halen daha okumamış olmak benim ayıbım sanırım. Aklımda olsun. Bir sonraki sipariş listeme alayım. Öneri için teşekkür ederim Kaan.

  3. Timur Demir Reply

    Abi özellikle bu tür kişisel yazılarından çok keyif alıyorum. Anlayana çok iyi mesajlar var . Dalaman’da iş çıkışı birkaç abimle çay kahve içtiğimiz ufak bir yer var. Yarın yine gidersek onlara bu yazıyı okutacağım. Sadece isimleri farklı yoksa aynı karekterlere sahipler. Bakalım bu yazıyı okuyunca anlayabilecekler mi ne demek istediğimi…

    1. miskinadam Post author Reply

      Teşekkür ederim Timur. Ben de bu tür içerikler yazmaktan daha çok keyif alıyorum. Sırf o yüzden miskinadam.com’u açtım. Eğer bahsettiğin kişiler, bu hikayedeki karakterlere çok benziyorsa tahmin ediyorum ki anlayacaklar ama işlerine gelmeyecek 😉

  4. Burak Göç Reply

    Baştan sona keyifle okuduğum, bal dök emikle bir öykü olmuş 😂👏 Çok sevdiğim üstadımız Ferhan Şensoy’un şu dizesini aklıma getirdiğini söylemeden geçmek istemiyorum: “Uyumak sorun değil, kitle halinde uyuyunca sıkıntı.”

    Kör Necati hepimize ışık tuttu da, uyuyan kitle mışıl iyi akşamlar!

    1. miskinadam Post author Reply

      Beğenmene çok sevindim Burak. Üzücü yanı ise muhtemelen uyuyanların bu yazıyı hiç bir zaman okumayacak olması.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Görünüşe göre bu yazı ilgini çekti 💃🕺

Yeni yazılarımı Instagram'da duyuruyorum. Takip et, iletişimde kalalım ✔️