Geçmişi Özlemek, Güzel Günler Geride Kaldı Hissi ve Nedeni
KAFA AÇANLAR

Geçmişi Özlemenin ve Gelecek Kaygısının Nedenleri

Bir kitapta okumuştum: Çoğu kez insanlar, geçmişi özleme ve geleceğe kötümser bakma eğilimindedir, yazıyordu. Kendi gözlemlerim, yazarın tespitini onaylıyor. Muhtemelen senin gözlemin de bu yöndedir.

Öyle değil mi? Biz (insanlar; sen, ben, onlar) geçmişi hatırlama deneyimini, bugünü yaşama deneyiminden veya yarını düşünme deneyiminden daha huzurlu buluyoruz.

  • Peki, neden böyle hissediyoruz, hiç düşündün mü?
  • Sahiden geçmişi özlüyor muyuz?
  • Albümleri kurcalamak, geçmişi hatırlamak neden yüzümüzde tebessüm oluşturuyor?
  • Ve neden bugün veya gelecek bize kaygı veriyor?

Ben bir şeyler düşündüm. Gel birlikte tartışalım:

Geçmişi Özlemek

Aşağıdaki Ekşi Sözlük entrysi, gece gece (şu an saat 04:10) bu yazıyı yazmama sebep oldu. Önce o entryi okumanı rica ediyorum 🙏

geçmişi hatırlamak ve özlemek

Acaba konuyla ilgilenen insanlar bu durumu nasıl değerlendiriyor veya neleri ilave etmek istiyor diye merak edip paylaşımın altındaki yorumları okumaya başladım.

Şu yorum, yorumcunun kimliğinden ötürü dikkatime takıldı:

gelecek kaygısı

Bu yorum, bir psikoloğa ait. Psikoloji bilimine ve bu alanda çalışan insanlara saygım sonsuz.

Fakat…

Bu yoruma katılmıyorum!

Hatta bu yorumun bilimsel bir dayanağı olmadığını, psikolog arkadaşın kendince konuyu öyle yorumladığını düşünüyorum.

Buna karşılık ben de geçmişi özlemek ve gelecek kaygısı yaşamak üzerine, bilimsel dayanağı olmayan görüşümü paylaşayım. Neticede ben bir psikolog olmadığım için, bilimsel gözlem ve araştırmalar yerine, kendi gözlemlerimi paylaşsam, abeste iştigal etmemekle birlikte, bilim insanları için bir gözlem malzemesi niteliği taşırım. 🙂

Sen de iki farklı görüş arasından, aklına en çok yatanı değerlendirmeye al veya kendi görüşünü, aşağıdaki yorum alanında kolayca paylaş.

Bence:

Gelecek Kaygısı, Geçmişi Özletir! Neden mi?

  1. Sebep: Belirsizlik
  2. Sebep: Adaptasyon

Birinci sebebi hızla açıklıyorum:

1) Belirsizlik

Belirsizlik, insanın aklını fazlasıyla meşgul eden ve insanın sürekli olasılık hesabı yapmasına sebep olan bir durum olduğu için, psikolojik açıdan da yorucudur. Bugün ve yarın belirsizliklerle doludur.

Buna karşılık geçmiş; iyisiyle kötüsüyle eylemini tamamlamış, belirsizlikleri büyük oranda giderilmiş bir zaman dilimidir. 

Yazının sonunda, bu maddeye (belirsizliğe) atıfta bulunan bir benzetme ile konuyu toparlarız.

Şimdi ikinci maddeyi kısaca açıklayayım:

2) Adaptasyon

İnsan, kendi evrimi ve gezegenin evrimi devam ettikçe hep bir değişimin içerisindedir.

Değişim, öğrenilmiş bilgiyi tazeleme ihtiyacını veya sil baştan öğrenme zorunluluğunu beraberinde getirir. Çünkü değişime ayak uyduramamak demek, yeni/yenilenen dünyaya uyum sağlayamamak demektir. Böyle bir durumda hem konfor alanımızı hem de birey olma becerimizi risk altında hissederiz.

Yani burada hem değişime ayak uydurma (adaptasyon) çabası hem de “yeterli olamazsam” kaygısı bir arada yaşanır. Elbette bu çaba ve kaygılar, mental açıdan yorucudur.

Buna karşılık geçmiş; uyum sağlanmış veya sağlanamamış olsun, bir şekilde geride bıraktığımız zaman dilimidir.

Haliyle onu (geçmişi) hatırlarken, ona uyum sağlama çabamız da yoktur; kaygımız da! 

Benzetme yapalım:

geçmiş-roman

Nasıl ki dramatik bir roman, üzüntü veren duygular yaşatma potansiyeline rağmen, keyif verici bir okuma aktivitesi olabiliyorsa, kötü sayılabilecek bir geçmişi bile hatırlamak keyif verici olabiliyor.

Netice itibariyle şu dakikadan sonra geçmiş, tıpkı roman gibidir ve aydınlanmamızın bir parçasıdır.

Peki ya gelecek?

Roman benzetmesine göre gelecek ise henüz yazımı devam eden bir içeriktir. İçerisinde;

  • Acaba güzel yazabilecek miyim?
  • Yeni dünyanın beklentilerine uygun mu yazıyorum?
  • Yazdıklarım beni mutlu edecek mi?

gibi kaygıları ve belirsizlikleri barındıran bir romandır. Üstelik intihar şıkkını saymazsak, yazmaktan vazgeçme lüksüne sahip olmadığımız bir roman!

Neler yazmak istediğimiz tercihimize bağlı olsa bile, yazma eyleminin kendisini yapmak, yani efor sarf etmek zorunda olduğumuz bir roman bu. Sınırlı karar verme iradesi gösterebileceğimiz bir alan… 

Sonuç Olarak:

Geçmişi okumak, geleceği yazmanın stresine kıyasla, mental açıdan daha az yoran bir aktivitedir. Geçmişimizin içerdiği sorumluluklar, geçmiş zaman dilimine hapsolup varlığını yitirdiği için geriye yalnızca eserin kendisi kalmıştır. İkinci kez okunası bir kitap; ikinci kez izlenesi bir film gibi.

Belki de özlediğimiz için değil; bize ait bir eser olduğu için severiz geçmişi…

 

Bir Şey Daha:

Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisindeki 4. ihtiyaç; öğrenme, aydınlanma gibi DEĞER İHTİYAÇLARI-nı ifade eder.

Düşünüyorum da…

Bazen –hatta çoğu kez– hayata bakış açımız değiştikçe ve perspektifimiz genişledikçe geçmişi hatırlamaz mıyız? İki zaman arasındaki entelektüel bilgi seviyemizi değerlendirmeye almaz mıyız?

Evet, bazen geçmişi hatırlamak; aydınlanma veya öğrenme sonrası yapılan bir eylem olur. Orgazm sonrası içilen sigara gibi…

Sen de yakmak istersen şu yazımla seni geçmişe, çocukluğuna götürebilirim: Çocukluk Yıllarını Hatırlamak ve Huzur Veren Gizemi 

Miskin Adam | Bazen anlatmaya üşeniyorum. Bu yüzden yazıyorum.

18 Yorum “Geçmişi Özlemenin ve Gelecek Kaygısının Nedenleri

  1. Cansu ışık Reply

    Biz insan oğlu hayatı en başta küçüklüğümden kazanıp kaybediyoruz aslında kaybettiğimiz bişey yok her anın yaşadığımız her günün şükür ederek geçiriyoruz gelecek kaygısı var geçmişe özlem daha çok var ama geleceğimizdir ilerde gecmisinizden ibaret değil midir sizce geçmişe özlem diyorsak g3lecegimize güzel yaşamalıyız ki ne gelecek kaygısı oluşsun içimizde nede geçmişimiz kötü anilsin herşeyi güzel yaşadıkça var oluruz güzellikler kattikca

    1. miskinadam Post author Reply

      Yani bugün yaşadıklarımız, gelecekten geçmişe bakarken okuyacağımız kitabın bir parçası. Dolayısıyla, güzel şeyler yazalım, demek istiyorsunuz sanırım.

      Haklısınız.

      Ben, güzel anılar biriktirme tavsiyesinden ziyade, özellikle şunun altını çizmek istedim:

      Bugün veya gelecek; geçmişten daha kötü değildir. Geçmişe duyulan özlemin sebebi, bugünün kötü olması değildir. Geçmiş yazılmış ve bitmiştir. Gelecek ise henüz yazılıyor. Haliyle biri zihnimizi yorarken; öbürü dinlendiriyor. Sanırım bütün mesele bu.

  2. Begonvil Sokağı Reply

    Aklıma ilk gelen şu oldu, evet geçmişi özlüyoruz çünkü, geçmiş demek çoğu zaman çocukluk demek. Çok rahat şartlarda bir çocukluk geçirmese bile herkesin en saf, duru, az şeyle mutlu halidir o dönemler…
    Geleceğin belirsizliği ise duruma göre merak, gizem, teslimiyet, ümit, heyecanla da yer değiştirebilir. Bazen belirsizlik Ümit potansiyeli bile sayılabilir. Hani kabul etmek istemediğimiz gerçeklikler vardır ya, belirsiz oldu mu acabasına ümit bağlarız.
    Geçmiş gelecek arası mekik dokuyan zihinlerimiz…

    1. miskinadam Post author Reply

      Evet, geçmişin içerisinde çocukluk da var fakat bu yazıda çocukluğu dahil etmeden yazdım. Keza çocukluk dönemiyle ilgili konuyu, başka sayfada, her ikimiz de işledik 😉

      Tekrar bu yazının konusuna dönersek; yazıyı yazarken belirsizliğin umut potansiyeli taşıdığını ben de düşündüm. O yüzden yorumuna katılıyorum. Yorumuna katıldığım için de “gelecek hep bir olasılık hesabı yapmayı gerektirir” dedim 😉 Kötü bir şey değil, kötümser bakmaya gerek yok ama iyi şeyler de hayal etsek kötü şeyler de hayal etsek, geleceği düşünmek, mental açıdan daha yorucu değil mi?

      Bu arada, “kabul etmek istemediği gerçeklerin acabasına ümit bağlayan” insanlara hep hayret etmişimdir. İtiraf etmem gerekirse çoğu kez de sinir olmuşumdur :)) Çünkü bunu kumara benzetiyorum. Elindeki kartlar bellidir ama “Allah büyüktür” diyerek, yüksek bir kudretin olaya müdahale etmesini beklersin. Mümin tembelliği diyorum buna 🙂

  3. Esra Reply

    Peki ya geçmişi özlemle anmıyorsak ve geçmişi hayal etmiyorsak.
    Sadece gelecekle ilgili hayaller kurup uyuyorsak.
    Buna ne yorum yaparsınız.

    1. miskinadam Post author Reply

      “Olabilir; neden olmasın?” derim. İstisnalar veya A, B, C kişileri adına yorum yapacaksak şayet ben de geçmişi özlemem. Yalnızca, geçmişte yaşanmış bazı olayları, bazı anıları hatırlamak huzur verir o kadar.

  4. Begonvil Sokağı Reply

    Tembeli ne Allah sever ne de kul:) Ama tembel mümini daha bir sevmez gibi geliyor. Mental yorgunluk ciddi yükümüz, geçmiş gitti gelecek de gelmedi eee o zaman? Carpe diem…
    Süslü laflarla kalmasın hayat,hakkını verelim.
    İyi haftalar🖐

    1. miskinadam Post author Reply

      Hakkını verelim valla 🙂 Ya da herhangi bir karar vermek zorunda hissetmeyelim. Yalnızca görelim, farkına varalım. Kararlar hep değişir. Değişebilir. Değişsin de…

      Yorum için teşekkürler.

  5. Melhuzat Reply

    Sevgili Miskin Adam; bana kalırsa geçmişi özlemenin ve hep iyi taraflarını hatırlamanın nedeni yaşanmış ve bitmiş olmasıdır. Geçmişte yaşanan olaylarla ilgili kaygı duymamız, üzülmemiz ya da farklı duygular içerisine girmemiz neredeyse imkansızdır. Bu nedenle dönüp baktığımızda hep o güzel anlar gelir. Biraz dilimizde klasikleşmiş olması da bu olaya katkı sağlıyor. Mesela nerede o sobanın yanında tüm aile toplandığımız günler dersem ortamdaki herkes geçmişe gider ve yüzlerinde bir gülümseme olur… Yazılarını işte çalışırken severek okuyorum. Aman patron duymasın!

    1. miskinadam Post author Reply

      Aşağı yukarı aynı şeyi düşünüyoruz.

      Bu arada ben patron olsam, okuyan insanın vaktini boşa harcadığını düşünmezdim 🙂 Sevgiler.

        1. miskinadam Post author Reply

          Şşşt fakir edebiyatına hiç girmeyelim :)) Başkalarını bilmem ama benim için en kolay işlerden biri, işletmeci olmak. İşletmeci olursan patron da olursun. Hiç böyle bir hedefim yok. Entelektüel sermaye edinmek ve bununla hayatımı idame ettirmek istiyorum

  6. Burak Göç Reply

    Yine harika bir tespit okuduk.

    Düşüncelerine katılmak ve hiç psikolog olmamakla birlikte, ben; buna ulaşılabilirliği sebep olarak görüyorum.

    Mesela: Eskiden arkadaşlarımla saatlerce sohbet eder, kafamın estiğinde arabama atlar ve son durağının neresi olduğunu kestiremediğim yolculuklara çıkardım.

    Geçmişin fıstıklı baklava tadındaki anılarına dönüp baktığımda, birçoğunun buna benzer olduğunu görüyorum. Ve sanıyorum ki, zihnim geçmişte olanlara artık ulaşamayacağım için bana bunları tatlı gösteriyor.

    Peki, ya gelecek kaygısı?

    O da geldiğim noktada -şu an /pirezınt tens- değerinin, geçmişteki tatlı değerden uzaklaştığı yanılgısıyla, geleceğe karanlık bakmama neden oluyor, gibime geliyor.

    1. miskinadam Post author Reply

      Geçmişteki iyi veya kötüye –o her neyse– artık istesen de ulaşamayacağını bildiğin için geçmişin cazip görünmesi… Bu fikri sevdim.

      Yorum için teşekkür ederim Burak.

  7. Mavilife Reply

    Güzel bir konuyu blog dünyasına kazandırdığınız için tebrik ederim.

    Evet belki de gelecekte bizleri bekleyen belirsizlikler korku ve kaygıya neden olarak içinde bulunulan zaman dilimini tam manasıyla dolu dolu yaşayamamıza etki eden en önemli faktör bence.

    Geçmiş ise bir arkadaşın yukarıda bahsettiği gibi yaşanılıp bizde eskidiği için daha çok güzellikleri hatırlamak yüzlerde tebessüm ifadesini bıraktığını düşünüyorum:)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yeni yorumları e-posta aracılığıyla bana bildir. Ayrıca yorum yapmadan da abone olabilirsiniz.

Bu yazı ilgini çekti mi?

Yeni yazılarımı Instagram‘da duyuruyorum. Takip et, iletişimde kalalım ✔️