Yaşından Büyük Davranmak Olgunluk Değildir | Olgunluk | MiskinAdam
SOSYOLOJİKYeni Yazı!

Yaşından Büyük Davranmak Olgunluk Değildir

Kendinden yaşça büyük insanlarla daha iyi anlaşabilenler veya yaşından büyük davranışları olanlar genellikle bu durumun kendi olgunluk seviyeleriyle ilişkili olduğunu düşünürler. Doğru, bu kesinlikle olgunlukla ilişkilidir. Fakat böyle bir durum, zannedildiği gibi yaşımızdan daha olgun olduğumuzu değil, yaşıtlarımız kadar olgunlaşamadığımızı işaret ediyor olabilir.

Çünkü olgunluk; kendi varlığının sorumluluğunu alabilmek, kendi hayatına anlam katabilmek, birey olabilmek, kendini yaşayabilmek gibi daha birçok alt başlığı olan derin bir olgudur. Buna karşılık genellikle yanlış yorumlandığını düşündüğüm durumları tartışmak istiyorum.

Toplum Çelişki Doğurur

Toplum bir yandan olgun davranışları takdir ederken, öte yandan mevcut düzene uygun davranışları da takdir ederek, aslında kendi içerisinde bir tutarsızlığı doğurur. Bana kalırsa bu tutarsızlığın sebebi açıktır: İnsan, düzeninin bozulacağına dair kaygılarla yaşamını sürdürdüğü için, düzene hizmet eden diğer insanları da aslında kendisine hizmet ediyormuş gibi görür ve onaylar. 

Öte yandan kendisi de toplumun bir parçası olan insan, birey olarak kendi varlığına anlam aramaktadır. Varlığını kendi beklentileri üzerine inşa edemeyenler ise toplumun beklentilerine göre inşa etmeye çalışırlar.

Çünkü toplumun reddetme baskısı, insanın “kendini yaşama” ihtiyacına sürekli ket vurur. Kendini yaşama yürekliliği gösteremeyen insanın olgunluk düzeyini düşündüğümüzde ise çelişkiyi görebiliriz.

Örneğin: Ergenlik çağındaki bir genç, okulu asıp yok yazılmayı göze aldığında bu davranışı takdir edilmez ve eleştirilir. Hiç devamsızlığı olmayan bir öğrenci ise takdir edilebilir. Oysa önemli olan, yapılan davranışın sorumluluğunu üstlenebilmektir. 

Mesela okulu asıp eğlenmeye giden bir öğrenci, hiç devamsızlığı olmayan diğer öğrenci gibi eğitimini başarıyla tamamlayabiliyorsa bu durumun da takdir edilmesi gerekmez mi? Hatta hiçbir zaman okulu asmamış bir gencin kendi davranışlarının sorumluluğunu alabilme konusunda yetersiz olabilme ihtimali de düşünülmelidir.

İster istemez toplum baskısına maruz kalan insan, anı yaşamak yerine bir an önce tüketmek ister. Çünkü bilinçaltımız görevlendirilmiştir ve toplumun bize yüklediği görevleri bir an önce yerine getirerek varlığımızı anlamlandırmaya çalışırız. Bir yere varmak üzere yola çıktığımızda, yolda olmanın anlamını düşünmek ve yaşamak varken, varacağımız yere odaklanıp anlamı sonuçlarda ararız. 

Belki de bu yüzden “büyümüş de küçülmüş” sözüyle tarif edilen çocukların yaşına uygun davranan diğer çocuklardan daha olgun olduğunu zannederiz. Çünkü o çocuklar bir sonuca ulaşmış, yani büyümüş gibi görünürler. Peki, gidilecek yere erken varmak olgunluk mudur? Bizler olgunluğu genellikle yaşça büyük davranışlar gösterme ile karıştırıyor olabilir miyiz? Erken büyümeyi veya çocuk yaşta büyümüş gibi davranmayı ya da genç yaşta ihtiyar gibi davranmayı olgunluk sanıyor olabilir miyiz? 

olgun olmak nedir

Öyle ki bir çocuk, çocuk olmasının verdiği enerjiyi harekete dönüştürünce yaramaz olduğunu düşünürken, kendini baskılayıp yetişkin gibi sakince oturan çocuğun ise olgun olduğunu düşünebiliyoruz. Oysa hayatımızı dönemlere ayırırsak veya psikososyal gelişim kuramının öne sürdüğü dönemleri baz alırsak, her dönemde farklı istek ve ihtiyaçlarımız olduğunu çok net görebiliriz. 

Çünkü var olmak bir süreci ifade eder, sonucu değil. Her bir süreci yaşımızın gerektirdiği şekilde yaşayabilirsek hem süreçlerden hem de sonuçtan tatmin sağlayabiliriz. Aksi durumda, yani hayatımızın bir dönemini (Örnek: Çocukluk dönemi) yok sayarcasına yetişkin gibi davrandığımızda hem süreçten hem de sonuçtan tatmin olmamız güçtür. Bu durumda tatminsiz biri için, anı yaşamasını bilen birinden daha olgundur, diyebilir miyiz?

Yaptığım araştırmalar, yaşından büyük davranışları olan çocukların genellikle anne, baba, çevre takdirine ihtiyaç duyduklarını gösteriyor. Bu bir tür bağımlılıktır ve bildiğiniz üzere bağımlılıklar bazen ömür boyu bizimle gelir. Peki, onay veya takdir bağımlısı kişilerin, kendini yaşayabilme potansiyeli göstermiş kişilerden daha olgun olduğunu düşünmek mantık hatası değil midir?

Olgunluk Ne Değildir?

Çocuk yaştan itibaren toplumun takdirini kazanmaya yönelik davranışlarımız aslında kendi varlığımızın sorumluluğunu alamadığımızı, yaratıcı düşünemediğimizi, kendimizi var edemediğimizi işaret ediyor olabilir. Doğuştan anlam arayışında olan bizler, kendi varlığımızı anlamlandıramadığımızda, toplum normlarına mümkün olduğunca uygun olmayı ve düzenin devam etmesine katkıda bulunmayı anlam zannedebiliriz. Bu yüzden toplumun takdirine ihtiyaç duyuyor ve bu yüzden takdir getirecek davranışlarla kendimizi baskılıyor olabiliriz.

Oysa toplum kendi varlığına hizmet eden davranışları onayladığı için, birey olmaya hizmet eden davranışları büyük oranda reddedecektir. Dolayısıyla tamamen toplum normlarına göre davranmayı tercih etmek, birey olmanın sorumluluğunu alamayıp toplumu karar verici kılmaktır. Birey olamayan birine olgun diyebilir miyiz? 

Olgunluk Nedir?

olgunluk

Bu da gösteriyor ki aslında olgunluk: Toplumdan kopmadan kendimizi yaşayabilecek ustalığı gösterebilmektir. Elbette bu durum, toplumun bir parçası olan birey için sağlanması zor bir dengedir ve bir sonucu değil, doğru yaşanmış bir süreci ifade etmelidir. 

Özetle: Kendini yaşıtlarından olgun görenlerin, aşırı genellemeci ifadelerle sürekli insanları eleştirenlerin ve hatta sürekli mutsuz hissedenlerin de kendi içindeki çocukla yüzleşmelerini faydalı buluyorum. Çünkü bizim gibi davranmayanları eleştirmemize, dolayısıyla mutsuz olmamıza sebep olan çoğu kez içimizdeki baskılanmış çocuğun öfkesinden başka bir şey değildir! 

“Dünyada iki tür insan vardır: Yaşayanlar ve yaşayanları seyredip eleştirenler. Seyretmek ölümü, katılmak ise yaşamı simgeler”

Engin Geçtan

İtiraf etmeliyim ki ben de içimdeki çocuğu erken yaşta öldürmüşüm (baskılamışım) ve hep yaşımdan büyük davranışlarım olduğunu işitirken içten içe gururlanmışım. Bu yaşıma kadar neden olgunlaşamadığımı şimdi daha iyi anlıyorum.

Olgunluk, kendine yetebilme becerisini de gerektirir ve bu sadece maddi yeterliliği değil, aynı zamanda duygusal yeterliliği de kapsar. Mutsuzluğumuzu sürekli dış etkenlere yoruyorsak, ne kadar olgun olduğumuzu yeniden düşünmemiz gerekmez mi?


Yeni yazılarımı Instagram'da duyuruyorum. Takip et, iletişimde kalalım ✔️

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yeni yorumları e-posta aracılığıyla bana bildir. Ayrıca yorum yapmadan da abone olabilirsiniz.

Bu yazı ilgini çekti mi?

Yeni yazılarımı Instagram‘da duyuruyorum. Takip et, iletişimde kalalım ✔️