Can Sıkıntısına Kesin Çözüm! | MiskinAdam
+18 (Argo, Küfür, Cinsellik)KAFA YAPANLARYeni Yazı!

Can Sıkıntısına Kesin Çözüm!

can sıkıntısı ve çözümü

Avrupa yakasından Anadolu yakasına geçiyorduk. Malum, yol uzun olmasa da süre uzun. Muhabbet etmeden vakit geçmez. Lanet olsun ki, boş vakitlerin ilacı olan boş konuşma melekesinden yoksunum. Sakın ola kendimi övdüğüm zannedilmesin. Doğru yerde ve doğru zamanda yapılan her iş gibi, boş konuşmak da zamanına bağlı olarak büyük meziyet doğrusu.

Misal: Uzun zamandır görüşmediğin bir arkadaşınla buluşacaksın. Görüşemediğiniz süre ne kadar çoksa ikinizi ilgilendiren konuların miktarı o kadar az olur. Hal böyle olunca, havadan sudan konuşmak lazım gelir. Oraların hava durumuyla buraların hava durumu rapor edildikten sonra joker hakkı kullanılır:

“Ee başka ne var ne yok?” 

“Ne olsun işte aynı. Seni sormalı”

“N’olsun, bizde de aynı işte”

İnsan, bu gereksiz diyaloğa neden girer? Çünkü sessizlik, tedirgin edicidir. Sessizlik başladığı anda iç seslerin çenesi düşer.

Senin iç sesin:
“Bir konu açmam lazım yoksa sıkıldığımı zannedecek…”

Onun iç sesi:
“Ne sorsam, ne anlatsam şimdi? Hay Allah! Keyif almadığımı düşünecek…”

Gördün mü? Sosyal bir ortamda sessiz kalmak herkes için rahatsız edicidir. O yüzden kendi payıma, çok rahatsız edici bir insan olduğumu düşünürüm hep. Yeri gelince boş konuşmayı da bilmeli insan. Öyle değil mi?

Neyse ki her zaman boş konuşmak zorunda değiliz. Konu ben veya sen (karşımdaki) olmak zorunda değilse seçeneğimiz çok. Yine de o konuların, bana veya sana temas etmesi şart. Yoksa kim ipler; doğada bulunmayan tetranitratoksikarbon maddesinin laboratuvar ortamında sentezlenebilmesini? 

Bu düşünceden yola çıkarak, boş olmayan, aksine; üzerinde tartışan her insana faydalı olabilecek bir konuyu attım ortaya. 

Konumuz: Sık Tekrar Eden Can Sıkıntısı, Nedeni ve Çözümü 

Bir dünya psikolojik terimler eşliğinde can sıkıntısının nedenlerini sorgulayan bir cümle çıkıverdi ağzımdan. Çok sevgili ağabeyim: Afyon’un gülü, şirketimizin CEO’su, yurdumuzda nadir görülen aydınlardan biri ve küçük şeylerden mutlu olabilenlerin en küçüğü; önce başını kaşıdı. Gözlerini, önündeki aracın plakasından kaldırıp en uzak noktadaki arabaya dikti. Anladım ki, felsefi veya bilimsel bir yorum gelmek üzere. Bir süre sessizlik oldu. Ben de çıt etmeyip düşünmesine müsaade ettim. 

“Can sıkıntısı mı?”

“Evet abi”

“Canın sıkılınca ne yap biliyor musun?”

Ne yapayım, anlamına gelen bir bakış attım.

“Götünü parmakla”

Ben, patlattım kahkahayı. Bu şakayı ilk kez duymamıştım tabii. Keza çok kez duyduğumdan mütevellit, bir o kadar daha iştahlı gülmüşüm. Anlamıştım çünkü, seviyesiz şakalar yapan tipleri tiye alan bir tür mizansen yapıyordu. Herhalde yani, ne sandın? Mühendislik mektebinden mezun, üniversitede araştırma görevlisi, girişimci ve entelektüel birinin, ciddi ciddi, parmak atmalı reçete yazmayacağını veya bunu şaka malzemesi yapmayacağını tahmin edersin değil mi?

Nitekim, hunharca kahkaham, stop etmek üzere olan motor sesine evrilmek üzereyken yüzüne baktım. Asıl yorumunu beklediğimi belli ettim.

Yüzüme baktı. Önüne baktı. Yüzüme baktı. Tekrar önüne baktı.

Anladım ki şaka yapmıyor. 

Fakat… 

Nasıl yani? 

Ciddi ciddi bunu mu öneriyor? Hangisi olacağına henüz karar vermediğim parmağımı anüsümden içeri mi sokmalıyım? Tamam, yüksek promile ulaştığım zamanlarda böyle bir şeyi hiç düşünmedim değil ama hedefe kendi anüsümü hiç koymamıştım doğrusu.

Sonra yine sessizlik oldu. O sırada ben, kafamı karşı şeride çevirmiş, ters yöne akan trafiği izlerken “AVRASYA TÜNELİ’NE HOŞ GELDİNİZ” tabelasını da kaçırmışım. Ne önemi var derseniz; ne bileyim, hızlı geçiren bir tünele yaklaşınca şımartılmak istiyor insan.

avrasya tüneline hoş geldiniz

Tünelden çıkınca maddi, manevi aydınlandım:

Parmaklı reçete, can sıkıntısına çözüm değilse de bir tepkinin dile geliş biçimiydi aslında. Adamın sıkılmaya bile zamanı yok ki, empati yapabilsin.

Tabii ya! 

Sorumlulukları senden katbekat fazla olan biriyle can sıkıntısının nedenleri üzerine sohbet etmeye kalkarsan, boş muhabbet etmeyi de başarmış olursun aslında. 

Ben de öyle değil miyim? Liseli kuzenim gelip de küçük dünyasının küçücük –ona göre çok büyük– problemlerinden bahsettiğinde, benzer tepkiler vermiyor muyum? Manitasıyla arası bozukmuş, internetinin hızından memnun değilmiş, canı çok sıkkınmış… Gitsin götünü parmaklasın puşt herif.

MiskinAdam | Deneme Türü

YORUM alanına yaz lütfen: Bu yazı, güldürdü mü, düşündürdü mü, sıktı mı, iyi mi geldi? Neler oldu merak ediyorum. Aşağıda kolayca yorum yapabilirsin.

12 Yorum “Can Sıkıntısına Kesin Çözüm!

  1. Burak GÖÇ Reply

    Bunun alternatif Ege versiyonunu sıkça kullanıyoruz: “Çal götüne parmaaa” şeklinde telafuz ediliyor. Ne sıkılması Miskin’cim? Sıkılacak vakit mi bıraktılar 🙁

    1. miskinadam Post author Reply

      Deneyimlere bakılırsa, mutluluğa giden yol mutlaka götten geçiyor sanırım. Şimdi ben hariç herkes, canı sıkıldıkça şey mi yapıyor acaba, diye bi düşündüm 🙂

  2. Gülten Reply

    Blog sayfanı yeni keşfettim ve bazı yazıların aydınlanmamı sağladı bu yazın ise fazlasıyla gülmemi gerçekten çok iyisin miskin adam`:))))

    1. miskinadam Post author Reply

      “Bu gazla” demek istemiyorum; “bu motivasyonla” yazma konusundaki iştahımın arttığını itiraf etmeliyim. Teşekkür ederim yorum için. Öyleyse yeni yazılarda yorumlaşmak dileğiyle, iyi bloglar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yeni yorumları e-posta aracılığıyla bana bildir. Ayrıca yorum yapmadan da abone olabilirsiniz.

Bu yazı ilgini çekti mi?

Yeni yazılarımı Instagram‘da duyuruyorum. Takip et, iletişimde kalalım ✔️