Hariçten Gazel Dinlemeye İhtiyacımız Var mı? - MiskinAdam
PSİKOLOJİKYeni Yazı!

Hariçten Gazel Dinlemeye İhtiyacımız Var mı?

Örneğin, yetişkin bir insanın inanırsa ve çok çalışırsa başarabileceğini, bir başkasından duymaya ihtiyacı var mı? Öte yandan her gün yeni bir gazel türüyor. Evrene pozitif mesajlar göndermeliymişiz mesela. Bu gibi öğütleri ehliyetsiz insanlardan dinlemek trend oldu. Bu, tehlikeli bir kolaycılıktan başka bir şey değil, zannımca!

İşinin ehli bir psikoloğun size “evrene olumlu mesaj gönder” diyeceğini hiç sanmıyorum. O örneğin anksiyete tanımıyla ilgilenebilir. Anksiyete, en kısa açıklamasıyla gereksiz veya yoğun endişe durumu demektir. Psikoloğunuz bu durumun sebeplerini açığa çıkarır, farkına varmanızı sağlar. Genel sebepleri değil; sizin sebeplerinizibu detay önemli– bulur. Psikoloğunuz size “Anksiyeten var. O yüzden evrene pozitif mesaj gönder” demez. 

Bunu ancak ehliyetsiz insanlar söyler. Kim onlar? Bazen arkadaşımız bazen bir büyüğümüz bazen kişisel gelişimci olduğunu iddia eden birileri bazen de biz. Hepimiz bazen boş konuşuruz; haddimizi aşan konularda. Çoğu kez de cahilce bir iyi niyetle yaparız bunu. Boş konuştukça da karşımızdaki insanın gereksiz bir kıyasa sürüklenmesine sebep oluruz. 

Ayrıca evrene mesaj göndermek, mesaj sahibinin kimliğine göre değişir. Sorunlarını tanımlamış insanın gönderdiği mesaja gelecek cevap ile sorunlarını halının altına süpüren insana gelecek cevap aynı olur mu? Öte yandan başarı ve mutluluk öğütleri verenler herkese aynı reçeteyi yazar: Kendine inan, güven, zincirlerini kır, uç, kaç, evrene pozitif mesajlar gönder… Neymiş efendim: Pişman ölmemek için hayatın her anını dolu dolu yaşamak gerekiyormuş. Her sabah spor salonuna gitmek, sürekli yeni maceralara atılmak, dünyayı gezmek gerekiyormuş. Vay be ne değerli bilgiler bunlar(!)

Bırakınız efendim! Eşit şartlara sahip değiliz. Aynı insanlar değiliz. Aynı problemlere sahip değiliz. Pil yutmuş gibi enerjiye sahipsen veya doğuştan enerjin düşükse aynı insan değiliz. Yirmili yaşlarındaysan veya kırklı yaşlarındaysan aynı insan değiliz. Evliysen veya bekarsan aynı insan değiliz. Kolejlerde okuduysan veya devlet okullarında okuduysan aynı insan değiliz. Bir süre çalışmadan yaşayabiliyorsan ya da yaşayamıyorsan aynı insan değiliz. Ailenin desteğini alabiliyorsan ya da alamıyorsan aynı insan değiliz. Hırstan çatlıyorsan aynı insan değiliz. Travmaların varsa veya yoksa aynı insan değiliz…

Hepimiz farklı insanlarız ve farklı şartlara sahibiz. Yoksa hepimiz biliriz her gün yeni maceraya atılıp dünyayı gezmeyi. Hiçbirimiz mesaj cimrisi değiliz. Yapıştırırız pulu, göndeririz evrene en pozitifinden mesajı…

Herkesin kendisiyle eşit şartlara sahip olduğunu zannedenlerin, aksini düşünemeyenlerin veya sağlıksız boyuttaki hırslarıyla bir yerlere gelmiş insanların hariçten gazel okumalarını dinleyecek kadar kendimize saygımızı kaybetmiş değiliz, olamayız!

“O başardıysa ben de başarırım” demeye gerek var mı? Elbette başarabiliriz ama aynı eforla mı acaba? Örneğin, bağımlılık eğilimi düşük birinin, bağımlılık eğilimi yüksek olan birine “istesen sigarayı bırakabilirsin. Bu tamamen irade meselesi” demesi sağlıklı bir yorum mudur? Kendisi zaten şiddetli ihtiyaç duymamış ve yüksek bir irade göstermek zorunda kalmamış birinin bize bu şekilde akıl vermesine, üstelik verdiği akıl üzerinden böbürlenmesine müsaade etmemiz doğru mudur? 

Bir psikoloğun size “diğer danışanlarım iradesine sahipse sen de sahip olabilirsin” dediğini düşünebiliyor musunuz? Demez çünkü bilim ile şarlatanlık yan yana durmaz. 

Ehliyetsiz veya gerçeklerimizi yeterince düşünmemiş insanlardan akıl almaya ihtiyacımız yok. Nasıl mutlu olacağımızdan ziyade neden mutsuz olduğumuzu anlamaya daha çok ihtiyacımız var bence. Çünkü problemi tanımlamak çözümün bir parçasıdır. Çözüm ise mutluluğun parçası… 

Kendimizi tanımaya ve neler yapabileceğimizi düşünmeye ihtiyacımız var. Biz başkayız, öğüt veren kişi başka. Kıyas bizi yalnızca mutsuz eder; motive etmez.

Dolayısıyla her insanın reçetesinde farklı ilaçlar ve farklı dozlar olmalı, diye düşünüyorum. Bunun da tek yolu farkındalık sahibi olmaktır. Kendimizi tanımamız, bize neyin iyi gelip neyin kötü geldiğini fark etmemiz gerekir. Kendi gerçeğimizi görmemiz, gerçeğimize göre çözümler üretmemiz gerekir. Biraz psikoloji öğrenmemiz biraz da kendi psikolojimizi öğrenmemiz gerekir. Bunun için desteğe ihtiyaç duyuyorsak da profesyonel destek almamız gerekir. Biraz okumak biraz da tartışmak gerekir. Biraz dinlemek ama dinlerken sorgulamak gerekir. 

Hariçten gazel dinleyip kendimizi başkalarıyla kıyaslamaya ihtiyacımız olmadığı gibi, bunun bize hiçbir faydası yok dostlar. Ben böyle düşünüyorum. Peki ya sen?


Hariçten Gazel Okumak Ne Demek?

Hariçten gazel okumak: Yeterince bilgi sahibi olmadığımız, aklımızın ermediği veya üzerimize vazife olmayan konularda konuşmaktır.


Yeni yazılarımı Instagram'da duyuruyorum. Takip et, iletişimde kalalım ✔️

2 Yorum “Hariçten Gazel Dinlemeye İhtiyacımız Var mı?

  1. Begonvil Sokağı Reply

    Evrene mesaj gönder diyen zihniyete, evren senin ağzına elinin tersiyle bir çarpsın demek geliyor içimden. Bu klişe ve içi boş söylemlerin inananı ve taliplisinin çok olması da ayrı sıkıntı. Kişisel gelişim denilen balonun giderek artan açılımlarla insanları sürüklemesi de düşündürücü.
    Anksiyete deyince aklıma ekoanksiyete çıktı bir de. Son iki yılımız ve yıpranan psikolojimiz hepimizde az çok (özellikle çocuklar) eko anksiyete yaptı.
    Peki yaşanılanlar değişime sebep oldu mu? Empati/ farkındalık anlamında? Benim görüşüm, olmadı.
    Hariçten gazel okunuyor mu? Devam.
    Allah’ım sınadıklarımı yapma gafletine düşürme, anksiyetelerimin bende farkındalık yapmasını sağla.

    Keyifli bir iç dökme yazısı olmuş, payımıza da düştü.
    Eline sağlık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yeni yorumları e-posta aracılığıyla bana bildir. Ayrıca yorum yapmadan da abone olabilirsiniz.

Bu yazı ilgini çekti mi?

Yeni yazılarımı Instagram‘da duyuruyorum. Takip et, iletişimde kalalım ✔️