İstanbul'da Yaşam Kalitemizi Düşüren Başlıca Sebepler | MiskinAdam
KAFA AÇANLAR

İstanbul’da Yaşam Kalitemizi Minibüs ve Taksi Şoförleri Belirliyor

Yaşam kalitemiz yalnızca sağlık, ekonomi, erişim gibi temel faktörlerden etkileniyor zannediyorsanız yanılıyorsunuz. Ana dinamikler arasında taksi şoförleri ve minibüs şoförleri de var!

Efendiler, asabiyy-ül mizacımdan mıdır, cüz’i ihtiyarımdan mıdır bilmem, bu sabah taksici ve minibüsçü kardeşlerimizin validelerinden tutun da âbâ vü ecdadlarına kadar kulak çınlatmak zorunda kaldım.

  1. Bazı kelimeleri Osmanlıca yazınca İstanbul beyefendisiymişsin gibi duruyor.
  2. Bazı Osmanlıca kelimeler de var ki, onları kullanınca okçuluk vakfında kaydın olduğu ortaya çıkıyor. Yıl olmuş 2020 aq. 

Girizgahı Bülent Ersoy üslubuyla yapmamın nedeni, zihninizde 1. maddeyle eşleşmek istememdendir.

Hani normalde asla ağzını bozmayacak bir adammışım da birileri o kadar damarıma basmış ki, ağır küfür edecek kadar olmuşum, diye düşünün.

Unutmadan, şekil-şukul yapmak için yazdığım Osmanlıca kelimelerin anlamlarını da paylaşayım:

.

Asabiyy-ül mizac: Sinirli yapı, asabi mizac, doğuştan gelen sinirlilik hali.
Cüz’i ihtiyar: İnsanın sınırlı iradesi.
Valide: Anne, ana
Âbâ vü ecdad: Baba, dede, ata.

Bilhassa İstanbul’da yaşayanlar daha iyi bilir; minibüsçü ve taksici terörünü. Şiddet yanlısı ruh hallerini bir kenara bırakıyorum. Şimdilik, bizlerin yaşam kalitesini düşüren, sinir bozucu şark kurnazlıklarını ele alıyorum. Bencillik de diyebiliriz.

En sağ şeritten, hız kurallarına uygun bir şekilde ilerlerken sağ arka çaprazımda (emniyet şeridinde) bir araç korna çalar. “Acaba görevi başındaki bir ambulansı fark etmedim mi?” diyerek şöyle bir aynama bakarım. O da ne? Selektör yapan iki büyük far arasında Magirus veya Karsan minibüs logosu.

Ekmek parası edebiyatının arkasına sığınmış bir minibüs şoförü, emniyet şeridinde istediği gibi at koşturamadığı için kornaya basıyor.

Pişkinliğin nirvanası!

Ve bunu her gün yapıyorlar.

Mesela İstanbul’da yaşıyorsan her gün şuna da şahit olursun:

Herhangi bir yola bağlanmak/dönmek için kırmızı ışıkta tek sıra halinde beklersin. Sen ve diğer araçlar hiç sırada değilmiş gibi biri gelir en öne çaprazlar arabasını. Bu şark kurnazı da genellikle sarı taksidir! Buna bazen ticari doblo sürücüleri de eklenir ama o kategoriyi başka bir yazımda ele (kucağa) alacağım.

Bak üşenmedim, ruhsal sağlığımızı olumsuz etkileyip yaşam kalitemizi düşüren bu sinir bozucu durumu daha iyi anlatabilmek için paint ile harikalar yarattım.

Hepsi Değil, Bazı Taksiciler – Bazı Minibüsçüler

Elbette hepsini dahil etmiyorum. Bunların arasında trafik kurallarına uyan, saygılı şoförler yok mu?

Var mı?

Belki vardır.

O yüzden “bazıları” diyorum. Hepsini kast etmiyorum. Bazıları…

Şimdi bu ‘bazıları‘ konusu önemli hocam. Biz bazılarını eleştirirken bu bazıları da durumu bir savunma yöntemi olarak kullanıyor. Genellemelerin herkesi kapsamadığını öne sürerek pırıl pırıl bir vicdanla işin içinden çıkabiliyorlar.

Elbette genellemeler herkesi kapsamaz.

Ne yapalım o zaman? İstisnalar da var diye her gün yaşam kalitemizi düşüren, bize sinir krizi geçirten çoğunluğa sessiz mi kalalım?

Bu Mesele Çok Anne Babanın Kulaklarını Çınlatır

 En az ‘A Haber’ kadar eğlenceli başka bir haber kanalının verilerine göre:
İstanbul’da bazı taksici ve minibüsçülerin ebeveynlerinde kalıcı kulak çınlaması sendromu görüldü. Üstelik tüm yakın akrabalar risk altında!

Bakın, bu kısmı çok önemli. Geyik yapıyor gibi görünsem de alt metinde toplumsal eksikliklere vurgu yapmak istiyorum.

Hani derler ya “alimden zalim, zalimden alim doğar.” Anasının, babasının ne suçu var?

Hemen söyleyeyim:

Medeni, eğitimli, kültürlü ailelerin çocuklarını bu şekilde magandalık yaparken, trafiği katlederken göremezsiniz. Doğru bir aile eğitiminden geçmiş çocuklarda bu tür davranışlar göremezsiniz. (Bazıları hariç. O bazılarının da aq)

Trafiği katlederken gördüğünüz taksiciler ve minibüsçüler, muhtemelen Yakup Kadri Karaosmanoğlu‘nun YABAN isimli romanındaki köylülerin çocuklarıdır. Yanlış anlaşılmasın; o romanda bahsi geçen köylüler bir hayli rezil insanlardı da…

Eğitemeyeceğin, ilgilenemeyeceğin, toplumun başına bela edeceğin çocuğu neden doğurdun be anası? Eczaneden prezervatif almaya neden utandın be babası? Şimdi tüm İstanbul ahalisi kulaklarını çınlatsa haksız mı?

Bak mesela ben, totoma güvenmediğim için ikinci çocuğu düşünmüyorum. Neden? Çünkü kendimi tanıyorum. Bir çocukla ilgilenebilirim ama iki çocuğu hakkıyla yetiştirmem güç görünüyor. İki çocuğun eğitimiyle, duygusal ihtiyaçlarıyla ilgilenemem. En azından bu riski göze alamam yani.

İçinizde enerjisi yüksek olanlarınızdan, eğitimli ve medeni olanlarınız ikinciyi, üçüncüyü düşünsün. Toplumun buna ihtiyacı var.

Sen dur lan ayı!

YABAN romanındaki ayı. Sen dur aq.  6-7-8 diye saya saya çocuk sıçarken hiç düşünmüyorsun. Sonra ben oğluna küfür edince kötü kişi oluyorum.

Kusura bakma! Yetiştirdiğin çocuk her gün benim yolumu gasp ederken, trafikte beni taciz ederken, canımı-malımı tehlikeye atarken, hayat kalitemi düşürürken, ben de senin kulaklarını çınlatma hakkımı kendimde görüyor ve başkalarına da tavsiye ediyorum.

Mesleklere Saygım Sonsuz

Bunları söylerken, benim şoförlük mesleğiyle bir alıp veremediğim yok. İnsanları mesleklerine göre sınıflandırmıyorum. Hatta, toplumun bir ihtiyacına çözüm ürettikleri için toplu taşıma hizmetini/mesleğini çok değerli buluyorum.

Mesela, bir ateist “Madem İslamiyet kusursuz bir düzen; neden Orta Doğu ülkeleri kan ağlıyor?” dediğinde,

bir mümin çıkar ve “Kusur İslam’da değil, insanda” der ya…

Hah, ben de diyorum ki:

Suç meslekte değil, merkepte!

Merkep: Eşek

Niyeyse de bu merkepleri genellikle bu meslekte görüyoruz. Bu kısmı da düşündürücüdür.

Miskin Adam | Sansürsüz Deneme Yazıları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Görünüşe göre bu yazı ilgini çekti 💃🕺

Yeni yazılarımı Instagram'da duyuruyorum. Takip et, iletişimde kalalım ✔️