Sevmek Yeter mi ve Sevgi Her Şeyi Çözer mi? | MiskinAdam
BAZI ŞEYLERYeni Yazı!

Sevmek Yeter mi ve Sevgi Her Şeyi Çözer mi?

Sevmek veya sevgi… Bunlar çok genel tanımlar. Bu yüzden konuyu şimdilik, yetişkin insanlar arası sevgi ile sınırlamak istiyorum.

Sevginin birçok şeyi –her şeyi değil– çözebileceğine inanıyorum. Çözüm kelimesinden bahsettiğimiz her yerde bir problemin varlığını da kabul ediyoruz demektir. Peki, yetişkin insanlar arasındaki problemler neler? İşte, bu sorunun cevabı çok uzun olmakla birlikte, en sık gözlemlenen durumları özetlemek istersek, şunlardan bahsedebiliriz değil mi?

  1. Aynı oranda sevilmediğimizi düşünmek
  2. İletişim ve paylaşım sorunları yaşamak
  3. Saygı veya beğeni sorunları yaşamak

Zannımca bu üç madde, diğer birçok problemi kapsıyor veya temas ediyor.

sevgi-sevmek

Sevmeyi Bilmemek konulu yazımda, sev(e)memenin bir kabahat olmadığını, böyle durumlarda suçlu aramanın yersiz olduğunu savunmuştum. O yazım, epey tartışma yarattı. Tartışmalardan haklı çıkma gibi bir gayem yoktur. Aksine, bakış açımı genişlettiğine inandığım için, tartışmayı severim. Pek tabii, saygı çerçevesinde tartışmaktan bahsediyorum.

Ve şimdi, saygı konusuna girerek, sevginin her şeyi çözüp çözmediğini de tartışmaya açmak istiyorum. Üstelik, saygı duy(a)mamanın da bir kabahat olmadığını iddia ederek! Sıkı durun; şimdi kendimizi çuvaldızla delik deşik etme zamanı 🙂

Saygının anlamını biliyor muyuz? Şayet ben çok iyi bildiğimden emin değilim. Evet, aklımda birkaç tanım var ama yine göreceli kavramlardan birini eşelediğimiz için, aklımdaki tanımların hiçbirini yeterli bulmuyorum. O yüzden saygı kavramını, iki ana başlık altında tanımlamayı uygun görüyorum:

  1. Saygı: Başkalarının tercihlerini ve düşüncelerini yargılamamak, rahatsız etmekten kaçınmak ve müdahale etmemek.
  2. Saygı: Başkalarının tercihlerine veya düşüncelerine değer vermek, önemsemek veya benimsemek.

Birinci tanım, empati becerisinden beslenir. İkinci tanım ise hayranlık becerisinden beslenir. Evet, hayranlık duymak da bir beceridir çünkü kibirli insanlar veya bakıp göremeyenler, hayranlık duyamazlar. Şöhrete veya makama duyulan hayranlıktan bahsetmediğimi; düşünce, fikir veya üretimlere duyulan hayranlıktan bahsettiğimi tahmin edersiniz.

İster birinci tanımdaki saygı olsun, ister ikinci tanımdaki saygı olsun; bunlardan birinin eksikliği, sonuç olarak saygı eksikliğidir. Ve bizler, saygının olmadığı birlikteliklerde ilişkilerin yürümediğini biliyoruz. Saygının eksik olduğu birlikteliklerde ise sık sık çatışmalar yaşandığını görüyoruz.

Saygı Duymamak Neden Kabahat Değil?

Çünkü sevgiden farklı olarak saygı, karşımızdaki insandan koşulsuz bekleyebileceğimiz bir duygu değildir. Aksine, bizzat kendimizin kazanmakla yükümlü olduğu bir değerdir. Bununla birlikte, nasıl ki saygı duymamayı bir kabahat olarak görmüyorsam, karşımızdaki insanın yeterli saygısını kazanamamayı da bir kabahat olarak görmüyorum. Olaylara genel yaklaşımım budur: Suçlu aramak yerine, anlam ararım. Anlamını bulursam, yapmam gerekeni de bulurum. O halde, örnek bir durum ile konuyu biraz daha somutlaştıralım.

Örnek:

Hepimiz, mevcut şartlar altında, kendimiz için en iyisini isteriz. Bu, partner veya arkadaş seçimlerimizde de böyledir. Mesela, İlber Ortaylı gibi biriyle arkadaş olmayı kim istemez ki? Buraya kadar anormal bir durum yok bence. Şartlar el verirse, zaman ve mekan müsait olursa arkadaş olabiliriz. Peki, İlber Ortaylı bizim için saygı duyulacak biriyken, biz onun için saygı duyulacak biri miyiz? Gözümüzü yükseğe diktik fakat biz o yüksekliğe hazır mıyız?

Tamam, bizden daha donanımlı birisi, bizim tercihlerimize müdahale etmeyip bize saygı duyabilir. Yani, birinci tanımdaki saygı konusunda sorun yaşamayabiliriz. Peki ya ikinci saygı tanımıma göre sınıfı geçebilecek miyiz? Mesela ben, İlber Ortaylı ile tarih üzerine sohbet etmeye kalksam, bana bir öğrenci gözüyle bakacağını ve Celal Şengör’e duyduğu saygıyı bana karşı duyamayacağını tahmin ediyorum. Tahmin demek bile küstahlık olur; bundan eminim. Her ne kadar sözleriyle beni küçümsemese bile, beden dili asla yalan söylemeyeceği için, benim düşüncelerimi küçümsemekten geri duramayacağını biliyorum. Ki bunu ekranlarda da görüyoruz aslında. İlber Ortaylı için yapılan capslerde genellikle kibirli bir İlber yaratılmaya çalışılıyor. Aksine ben, İlber Ortaylı’nın kibirli olmadığına inanıyorum. Neden?

Bu, şuna benzer:

Ortalama otuz yaşında bir yetişkin olarak karşımıza sekiz yaşında bir çocuğu alsak ve onunla derin bir konu üzerinde tartışsak, fikirlerine ne kadar saygı duyabiliriz? Beklentimizi doğru konumlandırmışsak pek tabii yüksek saygı duyabiliriz. Çünkü o bir çocuktur ve kendi kapasitesi yettiğince düşünüyordur. İşte, buradaki saygının temelinde sevgi vardır. Peki, bu defa karşınıza otuz yaşında bir yetişkini alsanız ve konuya hakimiyeti sekiz yaşındaki çocuk kadar olmasına rağmen sizinle tartışıyor olsa, yine de saygı duyabilir miydiniz? Zannetmiyorum. Böyle bir durumda, saygılı bir birey olarak, muhtemelen tartışmamayı tercih ederiz. Yani aslında, konu üzerindeki iletişimi sonlandırırız. Bu şekilde, iletişim veya paylaşım eksikliği cereyan etmiş olur.

Diyecekesiniz ki, paylaşacak başka konu yok mu? Ben de soracağım: Var mı? 

Hemen düşünüyorum. Varsayım yapıyorum: Sevgilim; mistik güçlere, astrolojiye ve dansa ilgi duyuyor olsun. Ben ise psikolojiye, edebiyata ve pozitif bilimlere ilgi duyuyorum. Haliyle ikimiz de kendi ilgi alanlarımızda derinleşmiş ve deneyim sahibi olmuş olalım. Bu durumda ben, astroloji konusunda tartışırken daha çok dinleyici konumunda olmalı ve anlamaya çalışmalıyım. Şayet psikoloji üzerine tartışıyorsak sevgilim daha çok dinleyici konumunda olmalı ve anlamaya çalışmalı. Eğer bunu başaramazsak, iki taraf da kendi uzmanlık alanıyla ilgili konuşurken, karşısında bir yetişkin değil de çocuk varmış gibi hissedebilir ve saygısını (hayranlığa dayalı saygı) kaybedebilir. Saygı kaybedilirse iletişim azalır. Taraflarda kopmalar başlar. Akabinde “benim onu sevdiğim gibi o beni sevmiyor” gibi serzenişler de başlarsa hiç şaşırmam 🙂

O halde size ve kendime soruyorum: Biz, kendimiz olmak dışında, karşımızdaki insanın saygısını kazanacak ne yapıyoruz? Neler yaptık? Büyük memelerimiz, incecik belimiz ya da geniş omuzlarımız, karın kaslarımız dışında neyimiz var? Biz birer çocuk muyuz ki, saf ve güzel olmamız yeterli olsun? Ki bu da yeterli olabilir ama her zaman yeterli olmak zorun değildir. Şayet ben, düşüncelerine saygı duyamadığım bir insanla, dünya güzeli de olsa ilişki yürütemem. Mutlaka bir yönüne saygı duymam gerekir. Sırf temiz bir kalbinin olmasına da saygı duyabilirim ama temiz kalp, çocuklarda ve hayvanlarda da var. Oysa ben bir yetişkinim. Karşımdaki insanla sevişeceğim nihayetinde. Saflık, tahrik edici bir durum değil benim için. Sevişmek, zihinde başlar.

Daha fazlasını istemem normal ama daha fazlasını almayı beklemem. Yani, karşımdakini değiştirmeye kalkmam. O yüzden, karşımdakinin de benden daha fazlasını beklemesini normal karşılar ama beni değiştirmesine müsaade etmem. Bu noktada tercih yapmak gerekir.

Mesela, Yıldız Tilbe’den evlilik teklifi alsam, hiç yaş farkı falan demez, koşa koşa gitmek isterim 🙂 Lakin onun kadar derin duygulara sahip bir insan olmadığım için, zaman zaman bana karşı saygısını kaybedebileceğini kabul ederek giderim. “Ama ben onu çok seviyorum da o beni aynı oranda sevmiyor” gibi arabesk düşüncelere bürünmem. Saygısını kazanamazsam da kendime olan saygımdan dolayı, koşarak gittiğim yerden aynı hızda koşarak geri dönerim. Ve yine Yıldız Tilbe’yi suçlamam. Sevmeye devam ederim.

Bence ilişkilere biraz da bu yönden bakmak lazım. İlişkiden bahsediyoruz, çocuk eğlendirmiyoruz. Ortak ilgi alanlarımız azsa, birbirimizin ilgi alanlarıyla hiç ilgilenmiyorsak, merak dahi etmiyorsak, aynı/yakın donanıma sahip değilsek, karşımızdakinin saygısını kazanamıyorsak ve benzeri durumlardan ötürü paylaşımımız eksikse, ilişkinin yürümesi için sevmek yetmeyebilir. Ne kendimizi, ne de karşımızdakini suçlamaya gerek yok. Eğer ilişkiden bahsediyorsak, saygısız sevgi tek başına yeterli değildir. Evet, sevgi büyük bir güçtür ama saygıdan mahrum kaldığında kontrolden çıkabilir.

Sevgisiz saygı sükûnete, saygısız sevgi çatışmaya sebep olabilir.

MiskinAdam
Anlatmaya Üşendiklerimi Yazıyorum


Yeni yazılarımı Instagram'da duyuruyorum. Takip et, iletişimde kalalım ✔️

2 Yorum “Sevmek Yeter mi ve Sevgi Her Şeyi Çözer mi?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yeni yorumları e-posta aracılığıyla bana bildir. Ayrıca yorum yapmadan da abone olabilirsiniz.

Bu yazı ilgini çekti mi?

Yeni yazılarımı Instagram‘da duyuruyorum. Takip et, iletişimde kalalım ✔️